30 Mayıs 2010 Pazar

topuklu ayakkabı giyenlere öneriler

Topuklu ayakkabılar, bir kadında ne kadar da çekici durduğu hepimiz tarafından bilinen bir durumdur. peki topuklu ayakkabı giyen kadınların ayakları bu kadar hoş durumda mıdır? bu konuyu araştırdık ve internette çok açıklayıcı bilgiler bulduk ve bunları sizler için derledik.

Kadınlar için belki de hayatlarında en önem verdikleri şeylerden biri ayakkabılarıdır. Topuklu ayakkabılar çok güzel durabilir, sizi iyi hissettirebilir. Fakat bir süre sonra bu his gerçekten kötüleşebilir.

Doktor Morris Morin bu konuyu şöyle açıklıyor: “ Uzun süreli olarak kullanıldığında, topuklu ayakkabılar çok acı verici olabilir. Özellikle topuk ve bileklere verdiği zarar gittikçe artar. Bunun psikolojik açıdan da kötü yanları bulunuyot. Amerikan Pediyatri Derneği ile yaptığımız bir araştırmada, topuklu ayakkabından vazgeçemeyen kadınların %42’isinin acı hissettikleri fakat görünüşün daha önemli olduğunu belirtiyor.
Bu, üzerine düşünülmesi gereken bir konu.”

Peki yapılması gereken nedir? Doktorlar, eğer sürekli topuklu ayakkabı giymek zorunda iseniz bazı önlemler almanız gerektiğinizi belirtiyor.

Topuklu veya topuksuz, eğer ayağınızın doğal şeklinden daha farklı bir yapıya sahip ayakkabı giyerseniz bu acı yaratır. Fazla sıkı olması ağrı, fazla bol olması da burkulma riskiyle karşı karşıya bırakır. Topuklu ayakkabının ekstra zararı ise, vücudunuzun bütün ağırlığını topuklarınız üzerinde toplamanız, onları taşıyabileceklerinden daha ağır bir görevle tek başlarına bırakmanızdır.

Topuklu ayakkabı, direkt olarak ayakta parmağın üzerindeki baskı şişliği olarak adlandırılan bunyona neden olmaz, fakat oluşması için yardım eder.

Bu anormal kemiksi şişlikler önce başparmak ile başlar ve diğer parmakları zorlar. Böylesi bir durumda, başparmağınız doğal yerini değiştirir ve bu da ağrıya neden olur. Bu durumda ayak başparmağınız ayağınızın dışına doğru taşarak normal profilinden ayrılır ve ağrıya neden olur.

Uzmanlar ayakların yaşlanma ile birlikte çok değiştiğini de belirtiyorlar. 20’lerinde ve 30’larında daha az tehlikeli olan topuklu ayakkabı giymek, 40’lı ve 50’li yaşlarda daha nadiren tercih edilmelidir. Yaşlandıkça ayaklarınızı koruyan yağ depozitlerinin oluşumu da yavaşlar ve azalır.

Topuklu Ayakkabıdan Vazgeçemeyenler İçin Öneriler

Sneaker tarzı spor ayakkabıları tercih etmeyerek, zararlarını okuduktan sonra, topuklu ayakkabıdan yine de vazgeçemem diyorsanız işte size bazı öneriler…

Olabilecek en uygun topuklu ayakkabıyı tercih edin. Bunun anlamı topuk dışında, ayakkabının iç konforu size uygun olsun. En azından topuğunuz ve yer seviyesi arasına bir cep telefonu sığmasın!

Silikon tabanlardan kullanabilirsiniz. Olası kayma ve düşme durumlarında, şoklara karşı olan emme gücü sayesinde ayağınız için iyi bir koruyucu olacaktır.

Kalın topukları tercih edin. Ayakkabınızın topuğu ne kadar kalın olursa, üzerinde taşıdığı ağırlığı yayma konusunda daha başarılı olur. Aynı zamanda aşil tendonunuz ile ilgili olası sorunların da büyümesini engelleyebilir.

Ayağınız ağrımaya başlarsa kesinlikle bir pediyatrite görünün. Ona sorunlarınızı anlatın ve ağrınızı sakın hafife almayın.

cilde kalkan oluşturmak için

Cildinize kalkan oluşturmak için mutlaka uyulması gereken kurallar bu yazımızda. Doğal dengesi bozulan cilt, hızlı ve yoğun bir şekilde nemini kaybediyor; kuruyor ve zamanla kırışmaya başlıyor. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar da tüm dünyada cilt hassasiyetinde tırmanış olduğunu gösteriyor.

Hava kirliği, sigara dumanı, şehir hayatı, stres. Bunların yanı sıra havaların soğumaya başlaması. Cildinizin her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyacı var. Yıpratıcı etkilerin artmasıyla birlikte, çalışan kadının cildi bakım için sinyal vermeye başlıyor.

Doğal dengesi bozulan cilt, hızlı ve yoğun bir şekilde nemini kaybediyor; kuruyor ve zamanla kırışmaya başlıyor. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar da tüm dünyada cilt hassasiyetinde tırmanış olduğunu gösteriyor. Pek çok çalışan kadın, ciltlerinin çabuk kızardığını, daha stresli olduklarını ve cilt onarımının yavaşladığını gözlemliyor.

Dolayısıyla yaz mevsiminde cildinizi güneşten korumak için nasıl özen gösteriyorsanız, soğuk havalarda da aynı duyarlığı göstermeniz gerekiyor.

Bunun için üretilmiş kozmetik ürünlerini düzenli kullanarak, cildinizi koruyabilirsiniz. Üstelik fazla zamana ihtiyacınız da yok; sadece üç dakika yeterli.

Cilt için önce oksijen ve su gelir

Cildimizin sağlıklı ve güzel görünmesi, aldığımız oksijen ile orantılı. Eğer oksijeni yeterli miktarda alamıyorsak, rengimiz soluk ve cansız görünür. Dikkat edin, oksijenin bol olduğu yörelerde yanaklar pembe, cilt gergin ve pürüzsüz olur. Oksijensizliğin diğer sonuçları ise, hücre yenilenmesinin aksaması ile cilt incelmesi ve dolayısıyla dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesi.

Sigara içen ve düzenli olarak alkol alan kişilerde de oksijen cilde yeterince etki edemez.

Cildin nemini koruyabilmesi için yeterli miktarda sıvı almamız gerekiyor. Günde yaklaşık 2 litre su içmemiz şart. Bu, cildimizin nem ihtiyacının karşılanması için çok önemli. Güne mutlaka bir bardak su ile başlayın, organizmayı temizler.

Sigara içenlerin dikkatine; vücutta suyun dolaşımını sağlayan damarlar, içilen sigara nedeniyle daraldığından, vücudun su ihtiyacı engellenir. Sigarayı bol tüketenler, su içmeyi pek sevmez. Oysa susuz cilt kurumaya mahkumdur.

Cilt tipinizi belirleyin

Cilt tipine göre bakım çok önemli. Bunun için önce cilt tipinizi keşfedin.

Eğer cildinizde öğleden sonra T bölgesinde parlama ve yağlanma görülüyorsa yağlı ve karma bir cilt tipiniz var demektir. Arındırıcı ve yağ dengeleyici ürünler kullanmalısınız.

Eğer cildinizde gerginlik, kuruluk ve kızarıklık söz konusu ise bu, kuru ve hassas cilt tipine sahipsiniz anlamına geliyor. Nemlendirici ve hassasiyet giderici ürünler seçmelisiniz.


Yüz bakımına dikkat!

Aşırı makyaj, akşamları makyajın iyi temizlenmemesi, makyaj malzemelerin cilde uygun olmaması cildi bozar. Cildimizin yüzeyi koruyucu bir örtü ile kaplıdır. pH değeri 5.5 olan bu örtü, cildimizi bakterilerden, mantar enfeksiyonlarından korur. pH, asitlik ve alkaliliği gösteren bilimsel bir ölçüdür. Sabun gibi alkali maddelerle yapılan cilt temizliğinde bu koruyucu örtü bozulur. Ürünlerinizin dermo kozmetik olmasına dikkat edin.

Tırnakları unutmayın

Manikür yaptırmıyorsanız tırnaklarınızı akşamdan 15 dakika ılık zeytinyağı ve limon suyu karışımına batırıp bekletin. Tırnak diplerini kesmeyin itin, sonra da törpüleyin. Ojenizin rengi mutlaka ruj rengine yakın olmalı.

Ellerinize haftada bir kez mutlaka peeling uygulayın. Eller yaşınızın aynasıdır ve estetik yapılması kolay değildir. Çantanızda mutlaka yağsız bir el kremi de bulundurun.

Her sabah bir avuç su

Geç yattıysanız, cildiniz yorgun, ve pürüzlü görünecektir. İlk etapta cildinize soğuk su çarparak kan dolaşımını hızlandırmanız gerekecek. Ardından cilt nemliyken cilt tipinize göre; yağlı cilt ise su bazlı bir peeling'’i, kuru ise yağ bazlı peeling'’i parmak uçlarınızla yumuşak hareketlerle 1 dakika ovarak yüzünüze uygulayın. Bu, cildi canlandıracağı gibi ölü derilerden de arındıracak, nefes aldıracaktır. Hafatada iki kez uygulayın.

Yağlı ve karma ciltler için

Arındırıcı maske için 10- 20 gr. aktardan alacağınız toz kilin içine, salatalık veya domates suyu ve 2 damla limon suyu karıştırın. Temiz yüze sürün. 10-15 dakika bekleyin ılık su ile yıkayın.

Kuru ve çok kuru ciltler için

Avokado ve balı karıştırın, cildinize sürün. 20 dakika bekledikten sonra temizlemeden önce yumuşak hareketlerle aşağıdan yukarıya masaj yapın, sonra ılık su ile temizleyin.

Yumuşak peeling

Yumuşak bir peeling elde etmek için; irmik, bal, az miktarda limon suyunu iyice karıştırıp boza kıvamına getirin. İstenilen bölgeye sürün. 10 dakika sonra hafifçe ovarak çıkarın. Ölü derilerden arınacaksınız.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

ideal kilo ve ölçüler için

İdeal Kilo ve Ölçülere Giden Yol

Yarından itibaren rejime başlıyorum! Kimbilir kaç kere kendinize bu sözü verdiniz, sonra da hiçbir şey yapmadınız, ya da birinci günden sonra vazgeçtiniz. Ama üzülmeyin, herkes sizin gibi. Kararlısınız! Bir an önce ideal kilonuza kavuşmak istiyorsunuz. Gazete ve dergilerde, haftada 10 Kg verebileceğiniz, uyurken zayıflayabileceğiniz, yosun banyoları akapunktur tedavileri ile ilgili yüzlerce haber okuyorsunuz.

Yakın çevreniz veya arkadaşlarınız kendi uyguladıkları diyet programlarını öneriyorlar size. Eğer şişmanlık sorununuz varsa, harcadığınız enerjiden azını, zayıflık sorununuz varsa, harcadığınız enerjiden fazlasını almanız gerektiğini biliyorsunuz. Zaten, size önerilen diyet programlarının temeli bu prensiplere dayanıyor

Ancak; size uygun olan hangisi ?

Bir türlü emin olamıyorsanız ve bunlardan vazgeçmek istemiyorsanız , herkesin çeşitli beslenme alışkanlıklarınız var.Örneğin, etsiz yaşamanız imkansız.

Ekonomik zorunluluklar : Fazla söze gerek yok… Size önerilen diyet programının bütçenize uygun olmasını istiyorsunuz.

Tıbbi zorunluluklar : Sağlık sorunlarınız var. Size önerilen her gıdayı yiyebilmeniz söz konusu değil. Yasaklı yiyeceklerin üzerini çizdiğinizde, rejim listenizden geriye zaten bir şey kalmıyor. Aç kalacak değilsiniz ya!

Düşük kalori diyetlerinde bazı olumsuzluklar yaşanır. Protein, yağ, karbonhidrat oranlarındaki dengesizlikten veya vitamin eksikliğinden kaynaklanan bazı sorunlar ortaya çıkar. Sinirlilik, yorgunluk hissi, halsizlik, göz altlarında halkalanma, yüzde çökme gibi durumlara sıkça rastlanır.

Boşalan yağ hücreleri nedeniyle vücutta sarkmalar, kırışıklıklar oluşabilir. beslenme uzmanlarımızın verdiği, sadece sizin alışkanlıklarınıza ve zorunluluklarınıza özel, yasaksız ve protein, yağ, karbonhidrat oranları dengelenmiş diyet sayesinde bu tür olumsuzluklar yaşanmaz.

Size sunulan program, diyetle boşalan yağ hücrelerini sıkılaştırıcı özelliği olan pasif jimnastik aletleri ile desteklenir. Böylece vücutta sarkma, kırışıklık, çatlak gibi olumsuzluklar yaşanmaz.

cildinizi elma sirkesiyle güzelleşsin

Cildinizi Elma Sirkesiyle Güzelleştirin

Kuru bir cilt yapısına sahip olanlar bu yazıyı mutlaka okuyun. Kuru cilde sahip olan kişilerde; sıcak ve soğuk havalardan etkilenme, donuk cilt rengi, kırışıklık, kızarıklık, yanak ve kaş bölgesinde kepeklenme sorunu görülebilir.

Elma Sirkesiyle Cilt Bakımı

Cildin ihtiyacından daha az yağ üretmesi; cilt esnekliğini ve elastikiyetini olumsuz etkiler. Bu nedenle kuru ciltlerde erken yaşlarda mimik kırışıkları oluşabilir.

Kuru ciltlere özel pratik cilt bakım önerilerimizle; sağlıklı ve parlak cilde sahip olabilirsiniz. Aynaya baktığınızda mutlu bir yüz görmek istiyorsanız cilt bakımınıza özel zaman ayırmanızı tavsiye ediyoruz.

Elma Sirkesi Bakımı

Elma sirkesi içeriğindeki E vitamini sayesinde cildi tahriş etmeden derinlemesine temizler, cildin su ihtiyacını karşılar pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Cildi nemlendiren elma sirkesi; cilt kırışıklıklarının oluşmasını önler. Elma sirkesinin PH değeri; cildimizin PH değeri ile yaklaşık olarak aynıdır. Bu sayede cildin koruyucu tabakasının yenilenmesine de destekler. Ayrıca, cildin kızarmasını ve kaşınmasını önler.

Malzemeler:

2 çay kaşığı elma sirkesi
1 su bardağı su
2 çay kaşığı kavun suyu

Hazırlanışı ve Uygulaması:

Tüm malzemeleri cam bir kasede karıştırın.
Karışımı banyo sonrası cildinize pamuk yardımıyla uygulayın.
15 dakika bekleyip ılık suyla durulayın.

sıkı ve gergin bir cilt için kür

Genç, sıkı ve gergin bir cilt için kür

Gergin, sıkı ve genç bir yüz için artık estetiğe gerek yok. Aşağıdaki kürü uyguladığınızda yüzünüzün nasıl sıkılaştığına ve gençleştiğine inanamayacaksınız. Cilt bakımı için her gün yeni kremlerin ortaya çıktığı bir durumda, evde kendiniz hazırlayabileceğiniz, hazırlanması ve uygulanması çok basit kürler ile sağlığınıza sağlık katın.

Malzemeler:

1 Tatlı Kaşığı Alkol,
5 Damla Lavanta
1 Salatalık,
1 Limon,
1 Elma

Hazırlanması ve Uygulanması : Salatalık, Limon ve Elmanın suyunu sıkın ve karıştırın. Bunların sularını cam bir şişeye koyun. Bu karışımın içine 1 tatlı kaşığı alkol ve 5 damla lavanta ilave edin. İçerdiği vitaminler sayesinde cildi gerginleştiren ve gençleştiren bu toniği, 7 gün boyunca her sabah ve akşam cildinize sürün. Yüzünüzün nasıl sıkılaştığına ve gençleştiğine inanamayacaksınız.

28 Mayıs 2010 Cuma

kısa saç modelleri kısa saç keserken dikkat edilecek hususlar

2010 yılının modası olan kısa kesilmiş saç tiplerini kendinizde denemeden önce bilmeniz gerekenler bu yazımızda anlatılmıştır.

Kısa saç kesiminde dikkat edilecek hususlar;

Kısa Saçta model çokluğu fazladır biraz jöle ile ıslak görünüm gibi değişik görüntü elde edilebilir. Kısa saç enerji ve hareket katar, yüz şekillerine gelince de dış saça dışı, iç saça içyüz gibi bakılıp, yüz çerçevemize düşen saç tutamları veya yüz çerçevemizdeki açtığımızı düşünürsek saçlar kaşımızı, gözümüzü, burnumuzu ve ağzımızı ortaya çıkartmaktadır.

Kısa saç hangi yüz şekillerine yakışır?

Kısa Saçta model çokluğu fazladır biraz jöle ile ıslak görünüm gibi değişik görüntü elde edilebilir. Kısa saç enerji ve hareket katar, yüz şekillerine gelince de dış saça dışı, iç saça içyüz gibi bakılıp, yüz çerçevemize düşen saç tutamları veya yüz çerçevemizdeki açtığımızı düşünürsek saçlar kaşımızı, gözümüzü, burnumuzu ve ağzımızı etkiler.

Dış bölgelerde yaptığımız hareketler ise dış yüzümüzü etkileyeceği için kısa saçlarda 1 milimlik saç bile olsa yapacağımız saç modeli, yüz şeklini tamamen etkiler.Toplu bir yüz ise bunun yüze doğru gelen saç tutamları, küçücük dahi olsa yüzü daha ince gösterecektir. Tepede yapılan bir hareket yüzü daha uzun veya saç basıldığında daha yuvarlak göstermektedir.

Uzmanlar oval yüzü ideal yüz olarak adlandırır. Bu yüz şekilleri anlatımı en kolay olanıdır ve daha basık ve uzun yüz şekillerine göre her saç şeklini yapabilirsiniz. Fakat kısa saçlar içinde idealdir ve yüzü daha güzel gösterir. Kare yüzlerde ise yuvarlak yüzler ile aynı saç modelleri tanımlanır yüze ve çeneye gelen saç modelleri yüzü biraz daha ovale doğru götürür.

Çeneye göre baktığımızda ise çenenin yana doğru çıkanına koyu renk saç düşünerek bunları kamufle edebiliriz. Çenenin öne doğru çıkıklığını kapatmak içinde başın arka kısmında bir hacim yaratmak gerekir. Çenede aşağıya doğru bir sivrilik var ise de başın tepe noktasına hacim yaratmak gerekir. Bunları uygularsak çeneyi daha küçük gösterme şansımız olur.

samandere şelalesi düzce şelaleleri

Tabiat Anıtı olarak tescil edilen nadir yerlerden biri olan ve mutlaka gezilip görülmesi gereken yerler listesine giren Samandere Şelalesi, Düzce İl Merkezine bağlı Samandere Köyünde yer almaktadır. Hem Ankara hem de İstanbul iline yakınlığıyla kolayca ulaşım imkanı bulunan ve aynı zamanda Düzce il merkezinden itibaren yol boyunca mesire alanları bulunan Şelale yolu üzerinde, yeşillikler içinde kendinizden geçeceksiniz. Ve eminim ki giden hiç kimse pişman olmayacak.

Düzce'nin güneydoğusunda, il merkezine 26 km. mesafede Samandere Köyü sınırları içinde bulunan ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özellikler ile oluşan Samandere Şelalesi, Orman Bakanlığı'nca "Tabiat Anıtı" olarak tescil edilmiştir. Samandere Şelalesi'nin de bulunduğu 500 metrelik dere boyunca, anıt ağaçlar, 3 adet şelale ve 1 de Cadı Kazanı adı verilen derin bölüm bulunmaktadır.
tabiat anıtı samandere şelalesi
Nasıl Gidilir?

Düzce İl Merkezine girdikten sonra gerek tabelaları takip ederek, gerekse E-5 karayolu Çoban mevkiinden merkez istikametine giderek, yine E-5 karayolu üzerinden Kervan olarak bilinen mevkiden şehir merkezi istikametine doğru gidildiğinde tabelalar size yön gösterecektir.

yedigöller milli parkı

Ülkemizin nadide şehirlerinden birisi olan Bolu alanlarında bulunan ve yedi adet gölden oluşan Yedigöller milli parkı herkesin mutlaka gidip görmesi gereken adeta bir saklı cennet köşesidir. Gerçek huzur ve doğa ile iç içe bir yer arıyorsanız buraya mutlaka bayılacaksınız. Her mevsim ayrı güzel olan bu bölge her zamanda sizi kendisine aşık edecek. Doğaseverlerin, doğa fotoğrafçılarının çok sevdiği bir milli park olan Yedigöller'de sessizlik, doğallık ve de huzur sizi bekliyor.

Sessiz ve sakin tabiatı, güzel manzaraları,farklı arazi şekilleri, şelaleleri, yürüyüş yolları, çeşitli cins ve türde bitki ve ağaçlarla süslü çevresiyle mükemmel bir piknik, dinlenme, sakinlik, ferahlık, fotoğraf çekme, spor yapma, kamp çadır kurma yeri olan Yedigöller'e sürekli turlar, geziler düzenlenmektedir.

Batı Karadeniz Bölgesi’nde Bolu’nun 42 km. kuzeyinde Zonguldak’ın güneyinde yer alan Milli Parka Ankara–İstanbul karayolunun 152. km’sindeki Yeniçağa ve 190. km’sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ve Düzce İli Yığılca İlçesinden geçen yolla ulaşılır. Özellikle Yığılca ilçesinden geçen yol güzergahında ilçe merkezinden itibaren tamamen doğa ile baş başa bir yolculuk yaparak Yedigöllere ulaşılmaktadır. Bu yol güzergahı üzerinde Saklıkent Şelalesi de bulunmaktadır. Ayrıca Yedigöllere yaklaştıkça karşınıza çıkacak doğa güzellikleri karşısında fotoğraf makinanızın deklanşörüne basmadan duramayacaksınız.

Sessiz ve sakin bünyesi, güzel manzaraları, değişik arazi şekilleri, yürüyüş yolları, şelaleleri, çeşitli cinsteki bitki ve ağaçlarla süslü yamaçlarıyla piknik, dinlenme, fotoğraf çekme, spor yapma ve kamp kurma gibi faaliyetler yapılırken konaklama ihtiyacı Orman Bakanlığı’na ait 40 yatak kapasiteli bungalov evlerde sağlanabilir. Ayrıca, 1 hektarlık alanda çadırla veya karavanla konaklama da yapılabilir. Parkın ziyarete en uygun zamanı nisan-kasım ayları arasıdır.

Yedigölleri oluşturan göller ise şunlardır: kayan kütlelerin, vadilerin önünü kapatması ile oluşmuş bir alandır. 7 adet gölden oluşmaktadır: Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl, Kurugöl ve Seringöl’dür. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 m. yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl’dür. En derin yeri ise 15 m’dir. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl, 20 m. uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e bağlıdır.

27 Mayıs 2010 Perşembe

emelle pandispanya tarifi

EMEL BAŞDOĞAN'IN ÇİKOLATALI PANDİSPANYA TARİFİ

Malzemeler :

Pandispanyası için :
6 adet yumurta
2/3 su bardağı toz şeker
2/3 su bardağı un
½ çay bardağı üzüm suyu
50 gram kakao (genelde küçük paketler 50 gram oluyor)
*Pandispanyayı kullanacağınızdan 1 gün önce hazırlamanızı tavsiye ederim

Kreması için :
200 ml (1 küçük kutu) krema
80 gram bitter çikolata
80 gram sutlu çikolata
4 yemek kaşığı toz crem ole
1 yemek kaşığı tereyağ
1 su bardağı antep fısıtığı

Çikolatalı bant ve süslemeler için :
200 gram bitter çikolata

Yapılışı :

İlk olarak pandispanyımızı hazırlayalım.
Bunun için işe fırınımızı 175 C ye ayarlayarak başlayalım.
Biz pandispanyamızı hazırlarken bırakalım fırın ısınsın.
Daha sonra oda sıcaklığındaki yumurtalarımızın beyazını ve sarısını ayıralım.
Mümkün oldugu kadar titiz davranalım,sarılar ve beyazlar birbirine karışmasın.
Yumurtanın beyazlarını kar gibi olana kadar mikserin yüksek ayarında çırpalım.
Bu işlem en fazla 10 dakika sürüyor.
Yeteri kadar çırpıp çırpmadığınızı anlamak için çırpma kabınızı ters çevirin, yumurta aklarının akmayacak düşmeyecek kıvamda olması gerekir.
Başka bir kapta yumurtanın sarılarıyla şekeri, şeker eriyene kadar çırpalım.
Üzüm suyunu ( portakal suyuda olabilir) da ekleyip kısa süre karıştırdıktan sonra mikserimizi kaldırıp bir tahta spatula alalım.
Bu yumurta sarılı karışıma yumurta aklarını ekleyip spatula ile yavaşça katlama yöntemi (spatulayı alta daldırıp alttaki malzemeyi üsttekinin üzerine sanki katlarmış gibi taşıyarak) dediğimiz yöntemle, yumurta aklarının kabarıklığını söndürmeden karıştıralım.
Son olarak un ve kakaoyu bu karışama ekleyerek ilave edelim ve aynı yöntemle karıştıralım.
22 cm lik kelepçeli kalıbımızın tabanına yağlı kağıt serip pandispanyamızı boşaltalım ve zaten ısınmakta olan fırına yerleştirelim (kalıbın kenarlarını yağlamayın, çünkü hamurumuz kalıbın kenarlarına tutunarak kabarıyor, kalıbı yağlarsak kabarması mümkün olmaz).
Kürdan temiz çıkana kadar yaklaşık 30 dakika pişirelim.
Pandispanyayı pişer pişmez bir mutfak bezinin üzerine yerleştirilmiş ızgaranın üzerine ters çevirelim ve soğuyana kadar o şekilde bekletelim(böylelikle pandispanyamızın ortası çökmez,zaten bu şekilde dururken çökmesi yer çekimine aykırı olur).
Soğuduktan sonra kalıptan çıkaralım ve sera feshle sarıp buz dolabına kaldıralım.
Eğer aynı gün kullanacaksanız bile en az 1 saat buzdolabında bekletmeye çalışın(böylelikle çok daha kolay kesilir,diğer türlü parçalanma ihtimali yüksek olur).
Bu bekleme süresinde siz de kremasını ve süslemelerini hazırlayabilirsiniz.
Bunun için kremayı bir kaba alıp kısık ateşte karıştıra karıştıra ısıtalım ve kaynayınca ocaktan alıp içine tereyağı ve küçük parçalara böldüğümüz çikolataları atalım ve karıştıra karıştıra eritelim.
Eridikten sonra da karıştırarak soğutalım.
Ilık hale gelince ya da tamamen soğuyunca 4 yemek kaşığı crem oleyi koyup mikserde kıvamı koyulaşıncaya kadar kısa süreli çırpalım.
Çikolata bant ve süslemeler için çikolatayı ben mari usulü eritelim.
Çikolatalı bant için kelepçeli kalıbımızın çevresini ve yüksekliğini ölçelim ve yağlı kağıttan aynı büyüklükte bir şerit keselim.
Süslemeler içinse aynı şekilde daha küçük şeritler hazırlayalım.
Erittiğimiz çikolatayı bu şeritlere düzgün ve ince bir şekilde sürelim.
Süslemeler için olanları buzdolabına kaldıralım. Bant için olanı ise oda sıcaklığında bekletelim.
Pandispanyamızı ikiye keselim (iki kata ayıralım).
Bant yapmak için kullanacağımız çikolatalı şeridi 30 saniye kadar buzdolabında tutup alalım.
Bantı çember haline getirmeye çalıştığınızda kırılmayacak kadar esnek ama dağılmayacak ve akmayacak kadar sert olmalı.
Eğer bu sürenin sonunda fazla sert olduğunu düşünürseniz biraz oda sıcaklığında bekletin, fazla yumuşaksa bir süre daha buzdolabında bekletin.
Uygun kıvamdaki çikolatalı şeridi yağlı kağıdı dışa kelepçeli kalıba, çikolatalı kısmı içe bakacak şekilde kelepçeli kalıba yerleştirip uç uca getirelim (çember şeklinde).
Katlara ayırdığımız pandispanyanın her bir katının içe gelecek tarafını üzüm suyu ile ıslatalım.
İlk katı kelepçeli kalıba yerleştirip üzerine kremamızı sürelim ve antep fıstıklarını serpiştirelim.
İkinci katı koyup üzerini krema ile kaplayalım.
Buzdolabına koyalım.
Biz üst süslemeleri için çikolata plaklarımızı hazırlayalım.
Buzdolabına koydugumuz çikolata şeritlerini bıçakla eşit büyüklükte keselim (yağlı kağıdı kesmeden) ve buzdolabına koyalım.
Çikolata çok çabuk eridiği için (çalıştığınız ortam serin değilse) her işlemden sonra buzdolabında bekletmekte fayda var.
Çikolata plaklarıyla pastamızın üzerini dilediğimiz şekilde süsleyelim. Afiyet olsun. Kaynak: Dünya mutfakları

geçmişten gelen bitki dünyasının sırları

İnsanoğlu yaşamını sürdürebilmek için kürler ve hayvansal ürünlerden beslenmekte, bu ürünlerlerden temin ettiği enerji ile vucut fonksiyonlarını gerçekleştirerek yeryüzündeki yaşama adepte olabilmektedir.

Gerek kullandığımız besin maddelerinden kaynaklı gerekse yaşadıgımız habitatatta bizimle birlikte varlıgını devam ettirebilen milyarlarca zararlı mikro organizmanın etkisine maruz kalarak bu etkilerle fonksiyonları sonlanabilen, bir o kadarda bu etkilerden kendini koruyabilecek bir yapısı olan insan anatomisi, zamanın her döneminde genetik yapısında muhafaza edebildigi genetik şifreleri binlerce yıldır nesilden nesile aktararak yaşam sürecinde kendisi için gerekli savunma sistemlerini kurmayı başarabilmiş bu sayede yaşamda kendisine biçilen rolde kalmayı başarmıştır.

Değişen çevre koşulları zamanın her döneminde kendine has yaşanan tabiat olaylarına bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar zaman zaman insan varlığını tehdit eder olmuş buna bağlı olarak varlığını devam ettirmek isteyen uyğarlıgımız bu büyük mucadelede tabiattan kaynaklanan bu tehtidleri yine tabiatın içinde arayarak bertaraf erme yoluna gitmiştir.

Bu bağlamda bitkiler bizler için bir araştırma konusu olmuş, hastalıkların tedavisinde bir araç olmanın yanı sıra kullanımlarında ortaya çıkan sonuçlarla bakım malzemesi ve çeşitli endüstri ürünlerinde hammadde kaynağı olarak belirlenmiştir.

Anadolu, Çin, Hindistan, Mısır gibi eski ve köklü uygarlıklar bitkilerden sağladıkları faydaları sonraki nesillere bırakmak amacıyla çeşitli şifalı bitkiler hazırlamışlardır. bu faydalı bitkiler sayesinde o dönemde yaşanılan sağlık sorunlarının çoğu günümüzde tamamıyla ortadan kalkmış ve değişen yaşam koşulunda ortaya cıkan yeni hastalıkların tedavisinde bitki dünyası nın sırlarının araştırılması gerekliliğini ispatlamıştır.

25 Mayıs 2010 Salı

burçlara göre parfüm önerileri

Kadın-Erkek hepimiz güzel kokmak isteriz. Çevremizdeki insanları ter kokumuzla değil de kullandığımız parfümün kokusuyla etkilemek güzel olmaz mı? Peki, kendimize uygun parfümü nasıl bulacağız? Çoğumuzun yaptığı gibi dost tavsiyelerine mi uyacağız, yoksa reklamlara mı? Birçok koku arasından, kendinize uygun olan parfümü bir türlü bulamıyor musunuz? Beğendiğiniz kokular, üzerinizde şişedeki gibi kokmuyor mu? O halde parfüm seçerken burç yıldızınızdan yardım alabilirsiniz!

Karakterinizin büyük bölümünü yıldızlar ve burçlar etkiler. İşte burçlara göre parfüm önerilerimiz;

Su Grubu: Yengeç, Balık, Akrep
Sofistike ve zarif su kadınının müthiş bir estetik gözü vardır. Çalışma masasındaki kalemlikten evindeki saksıya, saçına taktığı taraktan kullandığı parfüme kadar, yaşamındaki tüm ayrıntılar onun ince zevkini yansıtır. Giyim onun için gerçek bir tutkudur ve modayı takip etmek bir yana, çizgisini kendi yaratır. Daima bakımlı olan Su kadını, şehrin en iyi güzellik merkezlerinin sürekli müşterisidir. Daima bakımlı görünmeyi tercih eden Su kadını, kendini en kötü hissettiği zamanlarda bile rujunu tazelemeyi ihmal etmez. O, elegan mekanlarda, elegan dostlarıyla uzun saatler süren sohbetlere katılmaktan hoşlanır. Tam bir kalite aşığı olan Su kadını, kalabalık bir ortamda zarafeti ve kokusuyla dikkat çeker. Kendisindeki zarafeti tamamlayan fresh ve sabunumsu kokular, onun dünyasındaki şıklığın tamamlayıcısıdır.

Su kadını için ideal kokular
Burberry: Touch
Calvin Klein:Truth
Lacoste for Women
Rochas: Lumiere
Estee Lauder: Intution
Versace’s
Armani: Mania
Kenzo: Flower
Ice Berg Fluid

Klasikler:
Estee Lauder Beatiful
Christian Dior Poison

Hava Grubu: Kova, İkizler, Terazi
Modern, çağdaş, meraklı ve inatçı… Sıkı bir araştırmacı olan Hava kadını, sınırsız bir keşif duygusuyla doludur. Kendinden emin, enerjik ve girgin yapısıyla aradığı cevapları bulmadan peşini bırakmaz. Kariyeri, Hava kadınının yaşam tarzı ve vitrinidir. İşte bu yüzden, tene değer değmez patlama hissi yaratan, enerjisine ve hayal gücüne ayak uydurabilecek kokuları tercih eder. O, kullandığı kokunun yaşam tarzını ve güçlü kişiliğini yansıtmasını ister. Az ve öz olanı seven Hava kadını, geçmişi çok düşünür ancak ona bağlı değildir. Açık ve dobra yapısıyla, en abartılı detayları dahi müthiş bir yalınlıkla sunabilir. Seçici Hava kadını, notaları yalın ve perde perde yayılan kokuları seçmelidir.

Hava kadını için ideal kokular
Bulgari: Blu
Lanvin: Oxygene
Givenchy: Obligue Rewind
Anna Sui: Sui Dreams
Jaipur Saphir
Ghost

Klasikler:
Christian Dior Dune
Cacharel: Lulu
Lancome: Poeme

Ateş Grubu: Koç, Aslan, Yay
Tutkulu ve seksi Ateş kadını, dikkat çekmeyi, maksimalist detayları ve komplimanları sever. Girdiği her ortamda bir anda tüm bakışları yakıcı etkisi altına almayı başarır. Cinsel çekiciliği ve cazibesi Ateş kadınına tanınan en büyük ayrıcalıktır. Flört etmeyi seven ateş kadını için, yer ve zaman önemli değildir. Ofiste, tatilde, yemekte hatta uçan balonun içinde. Genzi yakan baharat kokuları onun dişiliğim yansıtır. O, cana yakın, feminen ve bonkördür. Parfümü de onun gibi kendine yavaş yavaş çeken, sonunda bir tutkuya dönüşen notalara sahip olmalıdır. Ateş kadını, sürekli arzulanır ve kendisi de bunun farkındadır. Tenine yayılan parfüm de tıpkı onun gibi gösterişli ve frapandır.

Ateş kadını için ideal kokular
Lancome: Miracle
Samba Red
Cartier
Issey Miyake: Feu d’lssey Light
Escada: Sentiment
Le Baiser

Klasikler:
Lancome: Tresor
Guerlain Samsara
Chanel No:5
Ralph Lauren Safari

Toprak Grubu: Boğa, Başak, Oğlak
Görüntüsüne oldukça önem veren Toprak grubu kadınları şık, zarif ve yalın bir zevke sahiptirler. Onlar için göze hitap etmek ve insanların nazarında iyi bir izlenim bırakmak çok önemlidir. Bir toprak burcunun hoşlanmayacağı şeylerden biri de çevrenin ona yadırgayarak bakmasıdır. Bu sebeple çok abartılı ve şatafatlı giysiler, makyaj ve hatta saç kesimi Toprak grubu kadınları için hiç uygun değildir.
Toprak grubu kadınları doğanın yumuşaklığını ve sadeliğini içinde barındıran çiçek kokuları tercih edilebilir.

Toprak kadını için ideal kokular
Wish: Pure Wish
Armani:Emporio Armani
Trussardi:Skin
Britney Spears:Curious
Calvin Klein:Truth

Klasikler:
Lancome:Poem
Boss woman by Hugo Boss
Elizabeth Arden: Green Tea

göz farı rengi seçerken dikkat

Göz farı rengi seçerken dikkat edilmesi gereken hususlar;

Bir kadında gözler çok dikkat çeker. Sizde gözlerinizin daha çekici görünebilmesi veya dikkat çekmesi için göz farı sürerken bu yazımızı mutlaka okuyunuz. Unutmayın ki güzel bir makyajın sırrı doğal renklerinizle (saç, göz, cilt) makyaj renkleriyle uyumu sağlamaktır.

Bunun için aşağıda verdiğimiz tamamlayıcı renkler tablosundan göz renginizi tamamlayan tonlarda far renkleri seçebilirsiniz. Bunun için göz renginizin tam karşısındaki rengi seçin ve tercihinize göre bu tonun gri veya ten renginize yakın tonlarında göz makyajınızı tamamlayın.

Bu renk tablosunu rujunuzu seçmek için de kullanabilirsiniz mesela gözleriniz maviyse turuncu tonlarındaki rujlar, yeşilse bordo tonlarındaki rujlar yüzünüze ışıltı verecektir.

Açık kahverengi gözler: Her rengi seçebilirler, özellikle altın rengi, kahve-portakal tonları, gri-yeşiller, gri-maviler, haki yeşiller.

Yeşil gözler: mürdüm, lila, gülkurusu tonları

Mavi gözler: kayısı, kahve-portakal tonları kullanabilirsiniz, ama maviden kaçının zira mavi renk mavi gözü donuk gösterir gene de mavi kullanmak isterseniz lilaya, griye veya yeşile kaçan mavileri tercih edin.

Koyu kahve gözler : Açık kahve rengi gözler gibi bir çok rengi kullanabilirsiniz, koyu gri,mat kahve gibi tonlar ile de farklı bir görünüm elde edebilirsiniz ancak göz farında çok açık simli tonları kullanmayın bunlar gözün beyaz kısmına sarı bir görünüm verirler.

Ve unutmayın renkli makyaj yüzün sadece hareketli kısımlarına yapılır: göz, dudak, yanak gibi

lens kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar

Çoğu kişi sırf modaya ayak uydurmak için, bazıları gözlüklerinden kurtulmak için lens takıyor. Peki, lens kullanmadan önce lens kullanımı ile ilgili ne kadar bilgi sahibiyiz? Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Güllülü, lens kullanımına, uzman hekim muayenesi sonucu karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Gerekli hijyen kurallarına dikkat edilmeden lens kullanımının korneada iltihaplanmalara neden olabileceğini bildiren Prof. Dr. Güllülü, şunları söyledi:

‘Bu iltihaplanmalardan en önemlisi, psödomonas keratitidir. Bu binde birden daha az sıklıkta görülmesine rağmen 24 veya 48 saat içinde körlüğe neden olabilmektedir. Bu nedenle lens kullanımında hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir.'

Lens kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar

Lens kullanımında en sık yapılan hatanın tasarruf amacıyla lens solüsyonlarının gerektiği zamanlarda değiştirilmemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Güllülü, şöyle devam etti:
‘Lensler, üzerinde biriken mikropların yok edilebilmesi için çıkarıldıklarında, özel solüsyonlar içinde bekletilmelidir. Fakat tasarruf amacıyla solüsyonlar gerektiği zamanlarda değiştirilmiyor. Bu da göz sağlığı açısından çok tehlikelidir. Ayrıca kullanılan lens hangi tür olursa olsun gece mutlaka çıkarılmalıdır.’

Kuruluk, yüksek irtifa ve hamileliğin lens kullanımını olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Güllülü, kadınların makyaj yapmadan önce lenslerini takması, makyajlarını temizlemeden önce de lenslerini çıkarması gerektiğini söyledi.

Lens kullananların gözlerinde ağrı, batma, kanlanma, görme bulanıklığı yaşadıkları zaman mutlaka uzman hekime başvurmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Güllülü, küçük yaşta lens kullanımının da sakıncalı olduğunu ifade etti.

Son olarak bizden uyarması:

- Yeni Lens Kullanmaya başlayanların en çok yaşadığı sorun gözde kuruluk hissidir, bunun önüne geçmek için nemlendirici solüsyonlar kullanabilirsiniz.

- Kontakt Lensiniz gözünüzdeyken gözünüzü ovmayınız, kaşımayınız

- Kontakt lens kullanımın da en çok dikkat etmeniz gereken temizliktir, gözünüzle birebir temasta bulunan bir yabancı cisim olduğu için bu konuda özen göstermelisiniz. Kontakt lensinize dokunmanız gerektiğinde mutlaka ellerinizi yıkayınız.

- Eğer gözünüzde fazla miktarda kızarıklık ve kaşıntı olursa doktorunuza danışınız.

- Yanınızda solüsyon olmadığı durumlarda başka nemlendiriciler kullanmayınız (bilhassa tükürük vb)

- Üreticisi belli olmayan kalitesinde emin olmadığınız kontakt lensleri almamaya özen gösteriniz.

- Denize veya Havuza girerken lens kullanmayınız.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

kırışıklık önleyici kür cilt kırışıklıkları kür kırışıklıkların önlenmesi

Kırışık önleyici kür. Cildimizdeki kırışıklıkların oluşumunu önlemek için tedavi kürleri ve önleyici kürler burada. cilt kırışıklıkları kür kırışıklıkların önlenmesi Özellikle göz bölgesi ve dekoltelerdeki kırışıklıkların giderilmesinde çok faydalı bir kırışıklık önleyici kür açıklaması ve uygulanması aşağıdadır. Sağlık dolu ve mutlu günlere.

Malzemeler:

Avokado
Bal
Limon Suyu

Hazırlanması ve uygulanması:

Kırışıklıklar için olgun ve yumuşak bir avokadonun dörtte birini ezin. İçine bir çay kaşığı bal, çeyrek limon suyu ekleyip, göz çevrenize ve dekolte bölgenize sürün. Yarım saat kadar beklettikten sonra hafifçe ovarak çıkarın. Eğer uygulamayı gece yaptıysanız, hiç yıkamadan yatın ve yüzünüzü sabah yıkayıp ondan sonra cildinize uygun bir krem sürün.

adatma ile ilgili ilginç gerçekler

Kadın ya da erkek. Hiç kimse aldatılmaktan hoşlanmaz. Ancak kişisel tarihimizde küçük ya da büyük, mutlaka bir aldatma hikâyesi vardır. Söz konusu hikâye; bir başkasını görünce duyulan belli belirsiz heyecandan ve küçük, zararsız flörtlerden tutun da, bir başkası için sevgiliyi ya da eşi terk etmeye kadar geniş bir yelpazede düşünülebilir. Acaba neden bize yapılmasından kesinlikle hoşlanmadığımız, hatta karşı karşıya kaldığımızda korkunç bir bunalıma sürüklendiğimiz bu muameleyi en yakınımıza reva görürüz?

Alman Bild am Sonntag Gazetesi'nde yer alan haberde, Londra'daki St. Thomas Hastanesi'nde Prof. Tim Spector ve ekibi tarafından yapılan araştırmaya yer verildi. Kadınlara aldatma alışkanlıkları hakkında sorular sorularak bilgi alınırken, çıkan sonuç oldukça şaşırtıcı oldu: Kadınlardan yüzde 23'ü eşini aldattığını söyledi. Daha ilginci ikiz kardeşlerden biri, eşini aldattığını söylediyse diğer kardeşin de ihanet etme olasılığı yüzde 55 olarak ortaya çıktı. Genleri aynı olan tek yumurta ikizlerinde iki kardeşin de aldatma olasılığının daha da yüksek olduğu belirlendi.

Prof. Spector, ihanetin genlerle ilgisi olmasının, çeşitli genlerin birbirine etki yapmasından kaynaklanabileceğini söyledi. Prof. Spector, "Aynı durum, insanların riski sevmesinde de yaşanıyor. Burada da birçok genin birbirine etkisi bu duyguyu ön plana çıkarıyor" dedi.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

yatakta karınızı kardan adamla yakalamak

Yatakta karınızı veya sevgilinizi kardan adamla yakalarsanız tepkiniz ne olurdu? Derleme şeklinde verilebilecek komik cevaplar burada. Bu soruya verilebilecek cevabınız varsa, sizde kendi cevaplarınızı yorum bölümünden ekleyebilirsiniz.

İşte size komik cevaplar:

Kardan adam ısınmak için yatağa girmişse sorun yok ama karımla cinsel ilişkiye girmek amacıyla oradaysa büyük ayıp etmiş olur. Ona göre derhal gerekli tedbirleri alırdım. (UFO Sobayı çalıştırır gözlerimin önünde can çekişerek erimesini izlerdim)

Hemen saç kurutma makinasını çekerek cinayet işlerdim.

İnsanı, buz kestirecek olan olaydır. İlk şoku atlatır atlatmaz kardan adamı işkenceye tabi tutardım. Karımı veya sevgilimi de o haliyle kardan adamın geldiği yere koyardım.

Havuç henüz burnundaysa erken yapılmış baskındır. Kardan adamın havucunu hemen alırdım da karıyı napcaz bu durumda?

Yakaladığım yatak su yatağıysa derhal yatağı patlatırdım. Malum kar, suyun soğumuş hali.

Geçici bir ilişkidir kafaya takmaya değmez. Yalnız havuç ve kömür parçalarına dikkat!

Eşinizi fazla kızdırmayacağınıza en güzel isarettir. Kızdıysan buz sok derse, gibi

O havucu yavaşça yere bırak diyerek cesaretinizi ispatlayabilirsiniz.

Kar topu gibi bir çocuğunuz olacağına delalettir.

İlk şok atlatıldıktan sonra laf sokma heyecanı ile:
Karınız: kardan adam olur senden adam olmaz.

-oha kardan adamla hem de bizim yatağımızda!
-yıllardır yediğin havuçlar nerden geliyo sanıyosun. (iğrenç)

-bu soğuk nevaleyi de nereden buldun karıcığım
- önemli olan sıcaklığı değil işlevi sevgilim.

Eritememişsin herifi (ne koyar be)

Kardan adama baktığınızda hala sapasağlam duruyorsa odanın terk edilmesi uygun olur.

kardan adam olur senden adam olmaz

Kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibidir.

Karınızın cool erkeklerden hoşlandığına delalet eder.

saçlar saç bakımı saçlar ile ilgili bilinmesi gerekenler

Saçlarımıza verdiğimiz değişik şekiller sayesinde kendimize güvenimiz artar, hayata bakışımıza kadar bir çok ruh halimizi saçlarımızın şekli yönlendirir. Peki bizim için bu kadar değerli olan saçlarımız ile ilgili özellikle bakım konusunda ne kadar bilgimiz var? İşte siz değerli ziyaretçilerimize saç ile ilgili bilinmesi gereken bazı öneriler;

Saçlarınızı mümkün olduğunca açık havada kurutmaya özen gösterin. Sıcak fönler oluşturdukları yapay çöl iklimiyle parlaklıklarını kaybetmelerine neden olur.

Değmesin yağlı boya! evet, belki saçlarınızın kendi doğal rengi güzel ama taze ve canlı bir renk tonu da size farklı bir hava katabilir. Oksidatif boyalarla yeni saç renginiz yaklaşık iki ay ya da başka bir deyişle 6-8 yıkama boyunca kalıcılığını korur. Bunun en büyük nedeni saç yapısının bu sırada korunuyor olmasıdır.

Eski saç boyaları sadece saçta tutunurken, oksidasyon geçirmiş renk maddeleri doğrudan saçın içine nüfuz edebilir. Ama dikkat, saç renginin açılması o kadar kolay bir işlem değildir. Saçın kepek tabakasını kurutarak aynı zamanda yapısının bozulmasına ve saman gibi kurumuş saç tellerinin ortaya çıkmasına neden olurlar.

Bazen hayal ettiğiniz saç rengi de iyi sonuç vermeyebilir. Saçta az bekletilmiş boya sarı ya da turuncu tutamlar oluşturabilir. Ayrıca havuzlar da boyalı saçlar için risk oluşturmaktadır.

Kullanılan klor sarı tonu kolaylıkla yeşile çevirebilir. Bunun için saçlarınızı haftada bir kez olmak üzere peeling ya da derin etkili temizleyici şampuanlarla yıkayın. Böylelikle jöle, köpük gibi şekillendiricilerden, kireç ya da mineral artıklarından saçlarınızı korumuş olursunuz.

İmdat saçlarım dökülüyor. Sadece erkeklerin değil kadınların da son yıllarda en büyük kabuslarından biri saç tellerinin incelmesi. Araştırmalar, bu duruma her üç kadından birinde rastlandığını ortaya koyuyor.

Eğer saçlarınızın günde en az 100 telini kaybediyorsanız, siz de o riskli gruptansınız demektir. Bu durumda eczanelerde bulabileceğiniz hormonal etkili ürünlerin yanı sıra homeopatik preparatlar için de uzmanlardan yardım almalısınız.

güzel ve gizemli gözler

Doğru makyaj ile daha alımlı ve çekici bakışlara kavuşabilirsiniz.

Önce Kaşlarla başlayalım: Kaşlarınızı alırken doğal çizgiyi izleyin ve kaşlarınızın arasından, altından ve gerekiyorsa üstünden alın. Size en çok hangi biçimin uyduğunu düşünün, kaşlarınız simetrik olmazsa diye çok kaygılanmayın. Öncelikle kaşlarınızı ters yönde kaş kaleminin fırçası ile sertçe fırçalayın. İkinci aşamada kalemle belirginleştirebilirsiniz. Doğal olamayacak kadar abartılı bir yay çizmeyin.

Kaşlarınızın iç köşelerde biraz daha kalın olması, kaş kemiğine doğru incelerek ilerlemesi gereklidir. Ve üçüncü aşamada kaşlarınızı tekrar yumuşakça fırçalayın. Kaşlarınızı vurgulamak ve kusursuz bir biçime kavuşturmak için kaş kalemi veya küçük bir fırça yardımıyla koyu renkli, pudralı far sürün. Kaşlarınızı vurgularken saç renginizden biraz daha koyu bir renk seçin, ancak saçlarınızla kaşlarınız arasında yapay ve itici bir karşıtlık oluşturacak kadar da koyu bir renk kullanmayın.

Daha sonra Kirpikler:Göz kapaklarınızı lekelememek için maskarayı önce alt kirpiklerinize sürün. Üst kirpiklerinizi boyarken gözlerinizi iyice açın, çenenizi kaldırın ve çubuğu kirpiklerin kökünden başlayıp ucuna kadar, yana doğru ilerleyecek biçimde gezdirin. Böylece kirpiklerinizin tamamı kaplanmış olur. En çok siyah maskara beğeniliyor olsa da, insan yaşlandıkça ve cilt rengi değiştikçe siyah/kahverengi veya kahverengi maskara daha güzel görünmeye başlıyor.

Eğer maskara çubuğuyla kirpiklerinizin köküne kadar inemiyorsanız, kök çevresinde maskara artıkları bırakmamak için o bölgeyi yumuşak ve siyah renkli bir göz kalemiyle boyayabilirsiniz. Maskara özellikle sarışınlarda kimi zaman çok ağır durabilir. Üst kirpikleri siyahla boyamak, alt kirpiklerdeyse kahverengi, mavi, hatta mürdüm maskara kullanmak kumrallarda bile çok iyi sonuç verir. Mavi maskara gözlerinizin aklarının daha beyaz görünmesini sağlar.

-Göz kalemi göz kalemini uygulamanın en kolay yolu, gözkapağını gerilene kadar yavaşça çekmek, ardından kalemi kirpik çizgisine koyduktan sonra gözkapağı boyunca ilerletmektir. Sıvı göz kalemleri canlı, belirgin bir çizgi verir. Çubuk biçiminde olan ürünleri kullanabileceğiniz gibi, ıslak farı çok küçük bir fırça yardımıyla da sürebilirsiniz. Daha yumuşak bir etki için gözlerinize kalem çektikten sonra çizgiyi parmağınızla veya bir pamuklu çubukla dağıtırsanız, buğulu ve çekici gözler elde edersiniz.

-Far Gözkapağına far sürmek kimi zaman çok zor olabilir, bu nedenle gözkapağının tamamında doğal, soluk renkli far kullanın. Bu şekilde oluşturacağınız pürüzsüz ve mat yüzeyin üstüne daha canlı renkleri uygulayabilirsiniz. Gözün biçimini düzeltirken dikkat edilecek ikinci konu, doğal ışığın kusursuz bir gözün çevresinde hangi noktaya vuracağını düşünmektir.

Göz biçimlerini düzeltmek için öneriler:

-Çukur Gözler: Gözkapağının tamamında uçuk bir far veya kapatıcı kullanın. Böylece açık renkli ve temiz bir gözkapağı yaratmış olursunuz. Maskarayı çok tutarak gözlerinizi vurgulayabilirsiniz.

-Sarkık Gözkapakları: Orta ile koyu arası bir far kullanarak, gözün dış kenarıyla iç kenarı arasındaki mesafenin dış kenara yakın üçte birlik kısmına denk gelen noktadan başlayıp kirpik çizgisinden kaş kemiğine kadar bir çizgi çekin. Sonra yumuşak bir fırça alarak rengi kaş kemiği boyunca, gözün iç köşesine doğru dağıtın. Gözün dış köşesine uçuk renkli bir far sürüp gözlerinizi iyice vurgulayarak makyajı tamamlayın.

-Çıkık Gözkapakları: Böyle gözlere karşıdan baktığınızda, gözden çok gözkapağı görürsünüz. Işığın vurduğu noktalara pastel gri/kahverengi tonda bir far sürerek yapay gölge yaratın, ardından kaş kemiğine açık renkli bir far sürüp kaşları öne çıkarın.

- Küçük Gözler: Gözü çepeçevre göz kalemi veya farla boyamak daha küçük gösterir. Dış kirpiklerin arasına süreceğiniz uçuk renkli bir far veya kapatıcı küçük gözleri büyütür. Maskara da benzer bir etki gösterir. Kusursuz bir göz çukuru çizgisi çekmek için, aynayı tam karşınıza alın ve üst gözkapağınızın arkasında bir fırça veya sünger kullanın. Böylece en doğal göz çevresini çizmiş olursunuz.

Gözün neresinde hangi rengi kullanacağınıza karar verirken temel kuralı unutmayın: Koyu renkler derinleştirir veya çukurlaştırır, açık renklerse sürüldükleri bölgeyi ortaya çıkarır. Dolayısıyla gözkapaklarına ve kaş kemiklerine açık renklerin, kirpik çizgilerine ve göz çevresine koyu renklerin kullanılmasında yarar vardır. Renk önerileri Yanlış veya doğru renk yoktur. Göz renginiz ne olursa olsun deney yapmaktan korkmayın.

Karşıt renkler göz rengini ortaya çıkarır. Az ve öz kuralını unutmayın. Rengi azar azar ekleyin ve iyi karıştırın. Farınız az geldiğinde eklemek kolaydır, ama fazla geldiğinde silmek çok zordur.

-Mavi gözlere en çok gri, leylak ve pembe tonları yakışır. Alt kirpiklerde eflatun renkli bir çizgi çok çarpıcı görünecektir. Açık renkli gözlerle koyu renkli makyaj çok güzel bir karşıtlık oluşturur.Kahverengiler mavi gözleri vurgular.

Koyu renkli gözler, kahverengi, siyah, badem ve şeftali gibi doğal tonlarla daha iyi görünür. Siyah veya kahverengiyle krem renkleri arasındaki karşıtlık, ister çok delici, ister ağırbaşlı ve sakin gözler yaratmanız için size geniş bir aralık sunar. Eğer koyu renkli far kullanıyorsanız, elmacık kemiklerinize düşebilecek renk parçacıklarını tutması için gözünüzün hemen altına ışık geçiren bir pudra sürün. Bu parçacıkların fondöteni bozmadan silinmesi kolaydır.
Yaşlı ciltlerde, cildin dokusunu vurgulayan koyu farlardan uzak durun. Uçuk ve parlak renkler gözleri daha iyi gösterir
kaynak:netten alıntı

Saunanın Yararları

Tatil köyleri, oteller ve spor salonlarının vazgeçilmez birimlerinden olan saunalar, metabolizma üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı özellikle son yıllarda çok talep görmektedir. Saunalar daha sağlıklı bir bünyeye sahip olmamızdaki tartışılmaz etkilerinden dolayı özellikle Avrupa’da neredeyse evlerin de vazgeçilmez bölümleri haline gelmiştir.

Sauna kültürü her ne kadar Finlandiya kökenli olarak bilinse de asıl ortaya çıktığı bölge Orta Asya’dır ve buradan Rusya’ya, oradan da İskandinav ülkelerine geçmiş ve sonraki gelişimini de Finlandiya’da gerçekleştirmiştir. O dönemde Finliler ahşaptan kulübeler inşa edip, bu kulübelere düz taşlar dizerlerdi ve alttan odunla ısınan taşların üzerine su dökerek yoğun bir şekilde buhar oluştururlardı.

Sauna terleme yolu ile vücuttaki su ve toksinlerin dengesini sağlar. Hatta egzersiz yaptıktan sonra saunaya girmek adale ağrılarına sebep olan laktik asidin terleme ile atılmasını sağlar. Sauna banyolarının kardiyo vasküler sistem ve sağlık açısından çok önemli olan kan basıncı üzerinde çok yararlı etkileri vardır. Düzenli olarak saunaya girmek terleme yolu ile gözeneklerin açılmasını ve cildin ölü hücrelerden arınarak son derece pürüzsüz ve canlı bir görünüme ulaşmasını sağlar.

Sauna dolaşım sistemini hızlandırarak, düzenleyerek ve özellikle kan proteinlerini arttırarak oksijenin hücrelere daha yoğun gitmesini sağlar. Ayrıca saunanın rahatlatıcı ve dinlendirici etkisi ile yorgunluk, stres gibi olumsuzlukları ortadan kaldırarak sinir sistemi için de olumlu etki yapar. Saunanın antikor üretimini arttırması bağışıklık sistemini güçlendirir ve bizi dış etkenlere karşı son derece dirençli hale getirir. Bu arada saunanın solunum yolları üzerindeki düzenleyici etkisini de unutmamak gerekir.

Sosyal Fobi İlaclari

Sosyal Fobi İlaçla tedavi, Fobi İlaçları

Fobi tedavisinde kullanılan psikiyatrik ilaçların bulun­masında neler rol oynamıştır?

Fobi tedavisinde antidepresan ilaçlar kullanılır. Anti-depresan ilaçların bulunması birçok keşif gibi tesadüfen olmuştur. Tüberküloz hastalarında depresyon sık görül­mektedir. Özellikle eski yıllarda modern tedavilerin daha az etkili olduğu ve tüberkülozun hele ki, sosyoekonomik durumu zayıf kişilerde yaygın görüldüğü dönemlerde bu hastalarda depresyon çok sıktı. Tüberkülozun tedavisi için kullanılan trisiklik özellikli bir maddenin, hastalarda psikolojik açıdan bir rahatlama yaptığının görülmesi ile bu ilacın antidepresan özellikleri olduğu düşünülmüş ve son­ra ilk trisiklik ilaçlar 1950′li yıllarda üretilmiştir. Şimdi bu grup ilaçlar çok az kullanılmakta, yerini yan etkileri azal­tılmış çoğu serotonerjik özellikli yeni nesil antidepresan ilaçlar almıştır. Ancak trisiklik antidepresanların bazıları da fobi tedavisinde başarı ile kullanılmakta idi.


Günümüzde fobi tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların yan etkileri var mıdır?

Günümüzde serotonerjik ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar kullanıldıkları ilk günlerde baş ağrısı ve mide bu­lantısı yapabilirler. Çok sık rastlanmamakla birlikte uyku verici bir etki bazen de gece uygu kaçırma şeklinde yan etkileri olabilir. Ancak genellikle bu yan etkiler birkaç gün içersinde kaybolmaktadır. Hatta kimi zaman hafif yan etkiler olması, ilacın istenilen doza geldiğinin ve etkili olmaya başladığının bir işareti olabilir. Ancak bu yan et­kiler rahatsızlık verici düzeyde ise ve azalmıyorsa ilacı de­ğiştirmek gerekir. Çünkü günümüzde birçok alternatif ilaç bulunmaktadır. İlaç tedavisi görmek ille de birtakım yan etkilere tahammül etmek zorunluluğu anlamına gel­memektedir.

Sosyal Fobi İlaç

Bu ilaçlar aynı zamanda cinsel sorunlara neden olur mu?

Serotonerjik antidepresanların bir yan etkisi de cinsel ilişki sırasında erkeklerde boşalmayı geciktirmesidir. Her kullananda bu etki çıkmayabilir. Bazı durumlarda şikayet konusu olabilir. Doz ayarı ile bu problem aşılır. Bazen de bir başka serotonerjik antidepresana geçmekle bu yan etki kaybolur. Bu, sadece ilacın kullanıldığı sürede ortaya çıkmakta olup kalıcı bir durum değildir. Serotonerjik ilaçlar alışkanlık ya da bağımlılık yapmamaktadırlar. Ancak yine de bazı kişilerde ilacı kesme döneminde bir iki hafta kadar mide bulantısı ve yorgunluk gibi belirtiler olabilir. Seroto­nerjik antidepresanlar kalp hastalıkları bakımından da ol­dukça güvenlidir ve ileri yaşlarda da kullanılabilir. Ancak ilacın kesilmesi ile fobi yakınmasının yeniden başlaması olasılığı vardır. Bunu önlemek için ilaç tedavisinin sürdüğü dönemde psikoterapi ile tedavinin desteklenmesi yerinde olur. Psikoterapinin etkisi daha kalıcıdır. Ancak ilaç ve psi-koterapinin birlikte uygulanmasında bir sakınca yoktur. Tersine, tedavinin etkinliğini artırdığı sanılmaktadır.

Sosyal Fobi İçin İlaç

İlaçlar hangi sürede etkili olmaktadır?

İlaç tedavisinin bir özelliği de olumlu sonuçların ancak bir süre düzenli kullanımdan sonra ortaya çıkmasıdır. Bu süre üç haftadan az değildir. Bazen iki aya kadar uzar. An­cak genellikle ilk bir ayda önemli ölçüde düzelme elde edi­lir. Bir ay sonunda hiçbir şey değişmemişse ilaç değişikliği yapmak gerekli olabilir. Hiçbir sonuç elde edilmediği hal­de aynı ilaçta aylarca ısrar edilmesinin bir mantığı yoktur. İlaç tedavisinin bir özelliği de kişiyi bir süre için dış stres etkenlerine karşı koruma altına almasıdır. Bu her zaman gerekli bir şey olmasa da iyileşme döneminde kişinin buna ihtiyacı vardır. Ancak daha iyi olduğu dönemde kişinin za­ten dış stres verici olaylara dayanıklılığı artacaktır.

Elektroşok tedavisi fobiye iyi gelir mi?

Elektroşok tedavisinin fobide yeri yoktur. Yararlı ol­maz. Günümüzde fobi tedavisinin uluslararası tek stan­dardı ilaç ve psikoterapidir. Elektroşok tedavisinin en çok kullanıldığı yerler şizofreni ve depresyondur. Bunun dışında kullanımı oldukça nadirdir. Ancak uygun kullanıldığı durumlarda yan etkisi olmayan ve etkili bir tedavi olduğu­na kuşku yoktur.

Fobi hastaları tıbbın başka dallarına başvurur mu?

Bu sıkça görülür. Baş dönmesi ve mide bulantısı nede­niyle KBB uzmanına ya da gastroenterologa, kalp çarpın­tısı nedeni ile kardiyologa, nefes darlığı nedeni ile solunum hastalıkları uzmanına başvuru sık görülür. “Sinir” ile iliş­kisi olduğu düşünülüp nöroloji uzmanına başvuranlar da görülmekle birlikte gündelik dildeki kullanımı ile psikiyat­rik hastalıklardaki “sinir” daha çok öfke ve sıkıntı anla­mında iken nörolojideki “sinirin” bununla hiçbir ilgisi yoktur. Fobiler nörolojik kökenli değildir.

Tersine niyetlendirme nedir? Böyle bir tedavi var mı­dır?

Tersine niyetlendirme (paradox intention) bir davranış tedavisi yöntemidir. Uygun görülen vakalarda yararlı ol­duğu görülmüştür. Buradaki yaklaşım kişiyi korktuğu du­ruma yavaş yavaş alıştırmaktan çok, onunla birden yüz­leşmesini sağlamaktır, ama bunu yaparken kişinin tam da korktuğu durumu istemesi beklenmektedir. Örneğin soka­ğa çıkınca bir kriz geçirip öleceğinden korkan bir kişiden sokağa “ölmek üzere” çıkması istenecektir. Kendisinin öl­müş halini düşünmesi, buna kendini hazırlaması gereke­cektir. Tamamen zihinde yaşanan bu durumun farkı, kişi­nin korktuğu şeyi kendi kontrolü altında bir durum ola­rak düşünmesinin sağlanmasıdır. Örneğin burada ölüm beklenmedik bir zamanda gelen kontrol dışı bir şey ol­maktan çıkıp “niyetlenilen” bir şeye dönüşmektedir. Ger­çekten de her türlü fobide insanı en çok rahatlatan şey korktuğu şeyin kendi kontrolü altına girdiğini bilmesidir. Örneğin depreme karşı korku geliştirenlerde bu korkuyu yaşamalarını ama kendi kontrolü altına almalarını sağla­yan bir “kumandalı deprem odası” egzersizi birçok kişinin bu korkuyu yenmesini sağlayabilmiştir.

salatalık tam anlamıyla karaciğer, kalp ve böbrek dostu

Hepimizin bildiği hıyar. Hıyar denildiğine bakmayın, faydaları o kadar çok ki, anlatmakla bitmez. Öncelikle, çok iyi bir kalp ve böbrek dostu olan salatalık, yaz aylarında da bizleri serinletebilen bir sebze. Yapılan araştırmalarda gösteriyorki, salatalık tüketmek, sağlık açısından son derece faydalı.

Salatalığın faydalarına, kısaca değinelim.

* Karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürür.
* idrarla birlikte, vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı atar.
* İçerdiği kükürt sayesinde, kanı temizler.
* Bol miktarda, vitamin ve madeni madde içerdiği için cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlar. Cildi bir tonik gibi temizler.
* Et yemeklerinin verdiği susuzluğu giderir.
* Kabızlığı önler.
* Böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcı olur.
* A, C, B1 ve B2 vitaminleri ile fosfor, demir, kükürt, manganez ve protein içerir.
* Basura iyi gelir.
* Harareti keser
* Sinirleri yatıştırır.
* Yorgunluğa ve uykusuzluğuz iyi gelir.
* Romatizma ağrılarını hafifletir.
* Kolesterolü düşüren salatalık kalp ve damar hastalıklarına vücudu korur.
* Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırır.
* Bağırsak iltihabına faydalıdır.
* Gut hastalığında faydalıdır.
* Ter bezlerinin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

20 Mayıs 2010 Perşembe

küçük göğüs meme büyütme bitkilerle göğüs büyütme tedavisi

Göğüsleri çok küçük olan ve özellikle doğum yaptıktan sonra göğüsleri küçülen bayanlar için Suna Dumankaya’dan doğal ve bitkisel kür açıklaması burada. Bu kürü uyguladıktan sonra göğüslerinizin tekrar eski halini alacağını, küçük olan göğüslerin ise dikleşerek büyüyeceğini belirten Suna Dumankaya, bu kür sayesinde kadınların göğüslerinden kaynaklanan psikolojik sorunlarının da ortadan kalkacağını belirtti.

Malzemeler:

Şerbetçi otu,
Melek otu,
Çemen tohumu
Hurma
Elma suyu

Hazırlanması ve Uygulanması:

1 tutam şerbetçi otu, 1 tutam melek otu, 1 tatlı kaşığı çemen tohumunu çay gibi demleyip yemeklerden sonra 1 bardak için. Ayrıca her gün 2 adet hurma yenmesi faydalı olur. Bir de göğüslerinize elma suyu ile masaj yapın. Gözlerinize inanamayacaksınız.

16 Mayıs 2010 Pazar

Turkcell Süper Lig şampiyonu Bursaspor oldu

Turkcell Süper Lig şampiyonu Bursaspor oldu.

şampiyon bursa spor 2009-2010 sezonu şampiyonu Turkcell Süper Lig’de dört büyüğün dışında Bursaspor Şampiyon oldu. 2009-2010 sezonunun kapanış maçında Bursaspor, Beşiktaş'ı 2-1 yenip, Fenerbahçe'nin de sahasında Trabzonspor ile 1-1 berabere kalmasıyla şampiyonluğunu ilan eden Bursaspor'un bu başarısı büyük sevinç yarattı.

Bursaspor-Beşiktaş maçının bitiminin ardından bir süre İstanbul Kadıköy Stadı'ndaki Fenerbahçe-Trabzonspor maçının sonucunu bekleyen yeşil-beyazlı teknik heyet ve futbolcular, maçın 1-1 bittiği haberinin alınmasının ardından büyük bir sevinç yaşadı.

Bu arada Fenerbahçe-Trabzonspor maçı oynanırken maçın son saniyelerinde stat hoparlöründen Bursa Beşiktaş maçının 2-2 olduğu anons edilince Fenerbahçeli taraftar ve futbolcular stad içerisinde kısa süren bir kutlama yaptı. Gerçeğin öğrenilmesinin ardından stad içinde ve stad dışında istenmeyen olaylar meydana geldi. Olaylara müdahale eden emniyet güçleri birçok kişiyi gözaltına aldı.

Bursa’da ise Futbolcuların şampiyonluk sevincine bir süre sonra taraftarlar da ortak oldu. Tribünlerden sahaya inen taraftarlar Bursa Atatürk Stadı'nı adeta doldurdu.

Trabzonspor lehine tezahürat yapan taraftarlar, "İşte şampiyon, işte taraftar" tezahüratları yaptı.

Bursasporlu futbolcular sevinç gösterisini kesip soyunma odasına giderken, taraftarlar sevinç gösterilerine saha içinde devam etti. Bu sırada taraftarların üzerine yeşil-beyazlı konfetiler atıldı.

Turkcell Super Lig'de, tarihinde ilk kez şampiyonluğunu ilan eden Bursaspor'un taraftarları, maçın bitiş düdüğüyle birlikte indikleri sahayı uzun süre terk etmedi.

Bursa Atatürk Stadı'nda maçın bitiş düdüğünün hemen ardından sahaya giren taraftarlar, tüm anonslara rağmen tribünlere dönmedi.

Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı lehine "büyük başkan" tezahüratları yapan taraftarlar, şampiyonluk yarışında oldukları Fenerbahçe Kulübü ve Başkanı Aziz Yıldırım'a da gönderme yaptı.

Taraftarların sahayı terk etmemesi üzerine devreye tribün liderleri girdi. "Teksas" tribününün lideri "Amigo Selim" mikrofonu eline alarak, taraftarları tekrar tribüne yönlendirdi. Taraftarlar, bir süre sonra tribün liderlerinin tribüne dönün çağrısına olumlu yanıt verdi.

Daha sonra, saha ortasına kupa töreni için bir platform oluşturuldu. Kupa töreninin yapılacağı alan da özel güvenlik elemanları tarafından çembere alındı.

Bursaspor'un Turkcell Süper Lig şampiyonluğunu kazanmasının ardından, taraftarlar Kızılay Heykel’de toplanarak sevinç gösterilerinde bulundu.

Maçın hemen ardından, Kızılay'daki Güven Anıtı önünde, toplanan çok sayıda Bursasporlu taraftar, meşaleler yakıp, davul zurna eşliğinde takımları lehine sloganlar atarak şampiyonluğu kutladı.

Ellerindeki yeşil-beyaz bayraklar ve flamaları sallayan taraftarlara, Ankaragücü taraftarları da destek verdi.

Bursaspor ve Ankaragücü taraftarları da zaman zaman Trabzonspor lehine, Fenarbahçe aleyhine tezahüratta bulundular.

Bursaspor'un şampiyonluğunu Heykel’de kutlayan yeşil-beyazlı taraftarlara, sürücüler de kornalarını çalarak destek verdi.

Kutlamaların merkezi olan Heykel’de, çok sayıda polis ekibinin güvenlik önlemi aldığı görüldü. Kutlamalar devam ediyor.

sanal aşklar

Sanal Aşklar

Bu internet olayı insanların hayatını kolaylaştırdı mı, yoksa izole bir yaşam mı sundu bize tartışılır. Teknolojinin nimetlerinden faydalanalım da doğum günlerini bile mesajla, e-maillerle kutlar olduk artık. Eskiden her bayram sevdiklerimizin sesini duyar, hazır konuşurken en kısa zamanda buluşmak üzere randevulaşıverirdik. Şimdi sevdiklerimizin sesiyle günümüzün aydınlanması yerine, can sıkıntımızı tetikleyen bilgisayar ekranıyla haşır neşir oluyoruz.

Eskiden eskiden deyip duruyorum ama zannetmeyin ki Beyoğlu’na döpiyeslerle çıkılan zamanlara şahit oldum. Olmadım. Ben de teknoloji çağını yakaladım. Ancak danışanlarımdan biliyorum, teknolojinin insan hayatına kolaylıkla beraber yalnızlık da getirdiğini.

Sanal alem ve hayal kırıklıkları

Öyle çok insan var ki, sokaklara çıkmak, arkadaşlarıyla buluşmak yerine internetten yeni arkadaşlar edinmeyi tercih eden... Bu yalnız olmanın sonucu mu, yoksa sebebi mi artık birbirine karışmış. İnternette doğan aşk(!)larla bir ömür planlayıp da sonunda bin bir hayal kırıklığı ile “yine olmadı” kuyusunun içine düşerek yaşıyor artık insanlar.

Sanal alem adı üstünde. Ne yazarsanız o oluyorsunuz. Karşınızdakinin dürüstlüğüne inanmak büyük bir aldanış. Zaten insanlar yüz yüze ilk buluşmalarında bile kendini farklılaştırmak için ne lazımsa yapıyor. Kimse kendisinden memnun değil sanki. İnternette ise, kendini saklamak çok daha kolay. Hadi inandık, karşımızdaki kişi son derece dürüst, tam anlattığı gibi, tam bize uygun biri. Kesinlikle sapık falan değil. Resmini de gördük, beğendik. Hadi buluşalım da, peki adam kokuyor mu, dişlerini fırçalıyor mu bakalım?

Bir danışanım vardı, internetten tanıştığı ve aylarca yazıştığı bir adam için 12 saatlik yola çıkmış, birlikte geçirecekleri hafta içinde onun evinde kalacağı ve dolu dolu bir hafta yaşayacakları için son derece heyecanlı bir halde. Onca saat yoldan sonra aşık olduğu adamın 42 yaşında değil de, 17 yaşında bir çocuk olduğunu görüp ilk otobüsle geri dönmüş. Bana geldiği noktada ise ilişkiler konusunda şanssız olduğunu kanıtlayan listesine bir çentik daha atmıştı. Karşısına 17 yaşında bir çocuk çıkmasının hayal kırıklığından çok, verilmiş sadakası olduğunun bir göstergesi olduğunun hiç farkında da değildi üstelik.

Hayatta bazen risk almak gerekiyor ama bu ve benzeri örnekleri risk almak olarak yorumlamak ne mümkün.

Alıntıdır.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

kadınlar yatakta ne ister kadınların sevişme önerileri

Kadınlar aslında yatakta ne ister. Kadınların biz erkeklerden yatakta veya sevişme sırasında ne istediklerini tam olarak anlayan var mı? Bazı davranışlarıyla aslında bizlere pek çok şeyi anlatmak istediklerini biliyor muydunuz? Peki bu davranışlar ne ifade ediyor işte size açıklaması;

Benimle konuş

Kadınların baş taleplerinden biri iletişim kurmak. Konuşmaya çok önem veren kadınlar, yatakta da konuşmaktan yanalar. Özellikle sevişme sonrasında. Erkeklerin sanki aralarında hiçbir şey yaşanmamış, sevişme öncesinde coşkulu olan, istekli görünen, kadını yatağa atmak için diller döken kendileri değilmiş gibi davranmalarından, hemen giyinip televizyonda maçı seyretmelerinden veya yatıp uyumalarından ya da giyinip evden çıkmalarından rahatsız oluyorlar.

Evli bir kadının görüşleri ise şöyle: "Her zaman beni sevdiğini duymak istiyorum ondan. Özellikle de sevişme sonrasında."

Sürprizler yap

Sevişme mekanı denince, akla hemen yatak odası ve yatak gelir. Sevişme vakti için de eğer çiftler evliyse ve balayı dönemi geçmişse iki alternatif var; ya yatağa girerken, ya yataktan kalkarken. Özellikle erkekler sabah gözlerini açtıklarında sevişmeyi pek severler. Genellikle bu saatlerde ereksiyon oldukları için, sevişmek isteğinde bulunurlar.

Ama görüşlerini aldığımız kadınların çoğu (eminim siz de onların içindesiniz), uyku mahmurluğu içinde sevişmenin hiçbir cazibesi olmadığını ve o anda sevişmek istemediklerini söylediler. Kadınlar bu işin görev gibi yapılmasından yana değiller. Bu yüzden de ilişkinin başında olduğu gibi sevişmek için özel anlar yaratılmasını bekliyorlar. Kadınların partnerlerine mesajı; "Sevişmeyi heyecanlı hale getirecek çözümler bul!"

Beni yanlış anlama

Aslında bu konuda hazıra konmak niyetinde değiller. Yani sürprizler yapma konusunda kadınların da talepleri var.

Daha doğrusu kadınlar sevişmek istediklerini belli etmek istiyorlar. Evde otururken, televizyon seyrederken, sinemada film izlerken, sokakta sarılmış yürürken sevişme arzusu ile dolduklarında, kocalarının yanına gidip, onu tahrik etmeyi istiyorlar. Ancak bunu belli etmekten çekiniyorlar ve çekindikleri için de harekete geçmiyorlar.

Tatmin olmadığımı bil

İletişim kopukluğu kadınların en çok şikayet ettikleri konuların başında geliyor. Kadınlar, sevişmek istediklerini söyleyemedikleri gibi, tatmin olamadıklarını da söyleyemiyorlar. Kocalarının kalbini kırmaktan çekindikleri için orgazm olmuş gibi yapıyorlar. Aslında istedikleri, erkeklerin bunu anlaması, orgazm olup olmadıklarını hissetmesi. Kadınlar tatmin olmak istiyor. Ve olmadıkları zaman da bunu dile getirmek. Orgazm için belli uyarılara ihtiyaç duyduklarını erkeklerin bilmesini istiyorlar. "Sevişirken eşimin cinsel organıma dokunmasını istiyorum. Direkt olarak söylemeye utanıyorum. Birkaç kez belli etmeye çalıştım, elini aşağılara götürmeye çalıştım ama hiç oralı olmadı" diyor bir kadın.

Hemen boşalma

Genellikle erkekler hemen cinsel ilişkiye geçmek ve bir an önce boşalmaktan başka bir şey düşünmüyorlar. Vajinaya girmekle kadını zevkten çıldırttıklarını sanan erkekler, bunun dışındaki sevişme eylemlerini zahmetli bir iş gibi görüyorlar. Oysa orgazmın yaşanmadığı cinsel ilişkide kadınlar bir süre sonra aşık oldukları partnerlerinden bile soğuyorlar.

beslenirken bilinmesi gerekenler

Beslenirken bilinmesi gerekenler.

Protein ile Karbonhidratlar beraber yenilmez. Örneğin; Etle Pilav, Peynirle Ekmek, Yumurtayla Patates beraber yenilmez. Belki size normal yaşantınıza göre ilginç gelebilir ama doğrusu budur.

Sıvı içecekler ve meyveler kesinlikle aç karnına, mide boşken yani yemekten önce veya yemekten 2-3 saat sonra yenip içilmelidir. Çünkü meyveler ve sıvı (Su, çay, kahve, kola) gibi içecekler midede beklemeden bağırsak yoluyla sindirilip vücuttan atılır. (Muz, hurma ve kurutulmuş meyveler hariç.) Günlük yaşantımızda genellikle meyveyi yemeğin hemen üzerine yeriz veya çay ve suyu yemeğin hemen üzerine içeriz bu uygulama kesinlikle yanlıştır.

Yemekten hemen sonra Su, çay ve kahve gibi sıvı içecekler içilirse, midedeki yemeğin tam sindirilmeden bağırsaklara geçmesini hızlandırır. Bağırsaklarda penistetik hareket azalır, peklik olmasına, uzun süre yemeğin bağırsaklarda kalmasına, toksin ve zehirin vücuda fazlaca yayılmasına sebep olur. Ayrıca sıvıların midede fazla kalması asit oluşturduğundan kilo fazlalığı ve mide yanması yapar. Başka daha bir çok zararı vardır. Bu yüzden midede yemek varken sakın meyve ve sıvı içecekler içmeyin.

Süt çok faydalı fakat sütlerde bulaşıcı hastalık tehlikesi olduğundan, süt ve süt ürünlerinin temiz ve sağlıklı olmasına özen gösterilmeli (İdeali Keçi Sütüdür), Süte şeker koymadan içilmesi tavsiye edilir. Günde en az bir bardak süt içilmesi tavsiye edilir. Sütte bulunan protein, hücre ve dokuların oluşmasında, yıpranan kısımların onarılmasında görev alıyor. Süt saç ve tırnakların oluşumunda rol oynuyor ve vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önlüyor.

Ekmek ihtiyacı; 70 kg bir insanın, günlük ihtiyacı 30 gr.dır. Ekmekler tam kepekli, tuzsuz ve çavdar ekmek tercih edilmeli. Diğer ekmekler hazmı zor olduğundan özellikle Kepeği alınmış beyaz unlular zararlıdır.

Şeker ve şekerden mamul tatlılar sağlığa zararlı olduğundan, bunun yerine fıtri olarak bal Hurma, kuru incir, kuru üzüm ve pekmez, kuru kaysı, dut pekmezi ve meyve yenilebilir. Tüketilen şekerin dişlere yapışarak dişleri çürüttüğü ispatlanmış bir gerçektir.

Ispanaklı sebze yemeğinde dikkat edilecek husus; Ispanak yenecek kadar pişirilir, artakalan olursa dökülür, daha sonra artan ıspanak yenmeği tekrar yenilirse vücuda toksin ve zehir salgılar.

Hastalık durumunda; romatizma, mide, bağırsak, karaciğer kalp hastalıkları veya iç organlarla alakalı tüm hastalıklar ve tedavisinden sonra, iyileşinceye kadar karbonhidrat ve proteinli yiyecekler terk edilip, sadece meyve suyu, taze sebze ve salata yenilerek, sağlıklı bir yaşama kavuşulabilir.

Çeşme suyu, maden suyu, kireçli su gibi sular vücuda zararlı olduğundan saf ve dinlendirilmiş suların içilmesi tavsiye ediliyor. Yorgun ve terliyken birde uyku arasında su içmek zararlıdır.

Dondurulmuş gıdalar zararlıdır. Çünkü gıda dondurulurken içindeki kolesterolün oksitlenmesi damar sertliğine ve tıkanmasına sebep olmaktadır. Kurutulmuş etlerde besin değerini yitirdiği için zararlıdır.

Fazla kahve içmek kan basıncını artırdığından kalbe zararlıdır.

Bal bir çok hastalığa şifalı olduğu gibi bağırsaklarda da etkilidir, Ilık bal şerbeti kabızlığı giderip ishal yapar, Soğuk bal şerbeti ise ishali giderip peklik yapar. Kayısı da aynı şekilde yenildiğinde ishal yapar, kayısı çekirdeği yenildiğinde ishali önler.

Vücudun tuz ihtiyacı yenilen meyve ve sebzelerden fıtri olarak alınır. Aşırı tuz kemiklere, göze ve vücuda zararlıdır. Hücreleri yıpratarak mide kanserine, Tansiyon yükselmesine ve felçlere de sebebiyet verir. Ayrıca tuzlarda İyotlu, saf tuz kullanılmalıdır. İnsanın günlük tuz ihtiyacı 6 gramdır. (bir tatlı kaşığı)

Olgunlaşmamış Ham meyve yemek unutkanlık yapar.

Bal, Kuru üzüm ve Hurma çok şifalıdır. Vücuttaki birçok hastalıkları ve kansızlığı giderir.

Gıda boyaları kansorejen madde içerdiği için sağlığa zararlıdır. Özellikle piyasada ucuz ve açıkta satılan gıdalardan uzak durmak lazım.

Yumurtayı haşlarken, uzun süre kaynatıldığında beyaz ve sarısı arasında oluşan yeşil tabakalanma vücudun demir kaybına yol açar. Yumurtanın beyazında demir ve kolesterol yoktur. Yumurtanın az kaynatılmışı ve beyazı makbuldür.

Taze Peynir yapılırken sütün iyice kaynatılmamasından kaynaklanan; halk arasında "peynir hastalığı" olarak bilinen Brusello hastalığı; eklemlerde ve kemiklerde apselere, beyin ve kalpte ciddi hasarlara yol açtığı bildirildi. Salamura yapılmış taze peynirin yenebilmesi için en az 3 ay bekletilmesi gerekir. Bunun için taze peynir hiç yenmemeli veya yapılırken sütün iyice kaynatıldığından emin olunmalı

Kesinlikle kokmuş, küflü ve yanık şeyler yenmemeli, çünkü Kansorejen içerdiği için zararlıdır.

Yemekte lokmayı küçük alıp daha çok ağızda tutmalı, yavaş yemeyi alışkanlık edinmeli, kısa zamana sıkıştırılmış hızlı ve aperatif yemeklerden kaçınılmalı daha çok çiğnemeli (normal çiğnemenin on misli kadar çiğnemeli) Ne kadar yavaş yerseniz ve lokmaları ne kadar küçük alırsanız o kadar çabuk doyduğunuzun farkına varacaksınız.

Yemeği az yemek ve Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya ve üçte birini de nefese ayırmak gereklidir.

Kalp hastaları özellikle bol bol meyve yemelidirler. Zira meyve kalbi ve kalp damarlarını temizler. Hatta bir seneyi aşkın sadece meyve yiyenlerde tıkanan kalp damarlarının açılacağı gözlenir. Ayrıca Mide ve bağırsaklardaki hastalık tedavi olacak hele hele gastrit olanlar, barsak ameliyatı geçirenler, bahusus meyve yiyerek sıhhatlerini idame ettirebilirler. Gastriti önleyebilirler.

Toprak ve çamurlu şeyler yemek zararlıdır. Bu yüzden sebze ve meyveleri çok iyi yıkamalıyız.

Yoğurtla, pekmez veya bal bir arada yenmez. Çünkü bir birinin özelliğini kırar.(Nötürleştirir)

Çay vücuttaki demir oranını kırdığı için limonsuz içilmemelidir. En az 2-3 damla limon damlatılarak çayın bu özelliği kırılmalıdır. Ayrıca Çayın yemekle beraber içilmemesi, Yemekle alınan çayın besin değerini düşürdüğü ve kansızlığa yol açtığından çayı yemekten en az 45 dakika sonra ve olabildiğince açık içilmesi tavsiye ediliyor.

Sıhhatli beslenmenin şartlarından biride bol miktarda salata, sebze ve meyve yemektir. Limon, greyfurt suyuna ağırlık verilmelidir.

Besinlerle birlikte bol miktarda Posalı ve Lifli yiyecekler alınması şarttır. Posalı yiyecekler bağırsak kanserini, apandisit, basur, damar hastalıkları ve Şişmanlık gibi hastalıkları önlemektedir.

Bol bol yoğurt yemeli ki vücudu zehirlerden ve toksinlerden korusun.

Gazoz, kola ve hazır meyve sularının yerine fıtri meyve yemek veya taze suyunu sıkıp içmek en idealidir. Alkollü içecekler kalbi ve kanı bozar.

Un çorbası çok şifalı olduğundan, hasta olan evde, un çorbasını eksik etmemek gerekir.

Yemek yaparken yağı yakmamak gerekiyor. Yemeğin soğanı; kızartılmış değilde soğuk yağa konmalıdır.

Kansorejen yapan; Plastik ve aleminyum kap ve aletlerden sakınılmalıdır.

Meyveden elde edilen enerji direk vücudun temizlenmesinde kullanılır. Dolayısı ile sadece meyve yiyenler sıhhatli bir şekilde en kısa zamanda fazla kilolarını atarlar ve sağlıklı olurlar.

Sebze ve salata vücutta yapım ve onarım vazifesiyle vazifeliyken; Meyve vücudu temizleme işiyle toksinlerden arıtılma vazifesiyle alakadardır. Onun için meyveler, sebze ve salatanın vazifesini göremez veya yerine kullanamazsınız.

14 Mayıs 2010 Cuma

emel başdoğan tam tadında programı

EMEL BAŞDOĞAN TAM TADINDA PROGRAMI

EMEL BAŞDOĞAN KİMDİR?
Orta eğitimini Alman Lisesi’nde aldı. İstanbul Bogaziçi, Viyana ve Paris NANNTERE üniversitelerinin, biyoloji, sosyoloji ve felsefe bölümlerinde tamamlamış. Kanal D’de 1997 ve 2000 yılları arasında “Sen Herşeyi Düşünürsün” ile Türk televizyonlarının ilk yemek programını ve 2000 ve 2001 yılları arasında “Yoksa Siz Hala” programının içeriğini oluşturmuş ve ve sunuculuğunu yapmış. Amerika’nın önde gelen yemek okulu CIA’de (Culinary Institute Of America) “Food Styling” eğitimini aldı... 8 adet yemek kitabı ve 1 adet pasta kitabı yazdı. Türkiye’nin ilk yemek dergisini çıkardı. Çok iyi derecede Almanca, Fransızca ve İngilizce biliyor.

EMEL BAŞDOĞAN YILLAR SONRA YİNE KANAL D EKRANINDA EN TATLI TARİFLERİYLE İZLEYENLERLE BULUŞUYOR

Emel’le her şey tam tadında olacak. Ana yemeklerden, ara sıcaklara, pastalardan, mezelere birbirinden lezzetli yemekler, Kanal D ekranından sofralara yansıyacak. Hanımlar artık, yalnızca tariflere mecbur kalmayacak, Emel’le doğru yemek yapmanın tüm püf noktalarını da öğrenecek.

TAM TADINDA BİRBİRİNDEN İLGİNÇ KONUKLARI AĞIRLIYOR

Birbirinden lezzetli, görseli güçlü yemek tarifleriyle kadınlar artık Emel’in yemek tariflerini bekleyecek. İçinde sağlıklı beslenmenin de yer alacağı ve pratik bilgilerle yoğrulacak program, günlük hayata dair sohbetlerle renklenecek.

Sadece yemek tarifi vermekle yetinilmeyecek programda, yemek pişirmeye dair doğru ve pratik bilgiler, yemeği pişirip yemenin yanında estetik sunumun nasıl yapılacağı, sağlıklı beslenmeye dair önemli konular, mutfakta israfın önlenmesi de programın ön plandaki konuları olacak.

Yaptığı ilginç ve farklı yemek ve yiyeceklerle ünlü kişiler, ünlü olmayan ama farklı bir yiyeceği ustalıkla yapabilen kişiler, belli bir hastalığa iyi gelebilecek yemek ve yiyeceklerden bahsedecek uzmanlar, sohbetiyle yemeğe tat katabilecek kişisel gelişim uzmanları, bu programın konukları arasında yer alacak.

ikbal gürpınarla şifalı yemekler programı

İKBAL GÜRPINAR ŞİFALI YEMEKLER PROGRAMI

İkbal Gürpınar'ın sunduğu İkballe şifalı yemekler programının konuğu Yard. Doç. Dr. Ömer Coşkun'du. İkbal Gürpınar'ın programında Doktor Ömer Coşkun şifalı bitkiler konusunda eşsiz bilgiler verdi. Ayrıca kuzu kapama ve patatesli kır pidesi yapıldı. Yine İkbal hanımın pozitif ve güler yüzlü tavırları ile neşeli ve şeker tadında bir program oldu.

DOKTOR ÖMER COŞKUN BİTKİ KÜRLERİ:

Reflü için: Meyan kökü çayını önerdi.

Bağırsaklar için: Kabak çekirdeği ve kekik çok faydalı olur dedi.

Bayanlarda aşırı tüylenme için: Çobançökerten, ökseotu, ginseng, adaçayı sabah akşam çay olarak demlenip içilecek. Tabiki hepsi birden değil dönüşümlü olarak kullanılacaktır. Çay 1 bardak kaynar suya bir tatlı kaşığı bitki koyulup 5 dakika demlenip süzülerek elde edilecektir. Ayrıca hergün taze nane yaprağı yenmeside iyi gelecektir.

Uyuz için: Doktor Ömer coşkun uyuz hastalığı için lavanta, biberiye ve defne bitkileri ile hazırlanan bir kür açıkladı.
Uyuz kürü: 1 litre suyun içine 4-5 defne yaprağı, 1 tatlı kaşığı biberiye, 1 tatlı kaşığı lavanta 10 dakika kaynar suda demlenip süzülecek hem içilecek hemde sorunlu bölgelere sürülecek.

Zayıflamak için: Sabah aç karnına havanda dövüp toz haline getirilen 1 tatlı kaşığı çörekotu yenilecek. Biberiye, funda, yeşil çay, kekik çay olarak demlenip dönüşümlü olarak içilecek. Ayrıca mürver çiçeği toz olarak 1 tatlı kaşığı yutulacak.

Kalp-damar hastalıkları için: Dağlardan toplana ısırgan otlu çay, hayit tohumu, alıç yaprağı çiçeği, ebegümeci çayı, omega desteği için de keten tohumu, semizotu, balık mutlaka yenilecektir.

Astım hastaları için: Sıcak suya 3-4 damla okaliptus yağı koyulup buğu yapılacak. Çingeveni, zencefil, bamya tohumu, çörtük, hibiskus, çörekotu, adaçayı, mersin yaprağı, gül hatmi çayları dönüşümlü olarak içilecek.

Polinöropati hastalığı için: Kantaron yağı, ayak parmaklarından başa kadar sürülecek. 40 kilit otu 1 litre suya 3 yemek kaşığı koyup 10 dakika kaynatılarak hazırlanıp ayaklar içinde bekletilecek. Ayrıca ebegümeci ve ökseotu çayları içilecek.

Ciltteki yara ve kızarıklıklar için: Kudret narı zeytinyağı içerisinde bekletilip yara yada kızarıklık olan bölgeye sürülecek. Birde hodan bitkisi kullanılabiliyor.

Kabızlık için: Zeytinyağı içine 3-4 damla limon damlatılıp yutulacak. Sinameki 3 gün boyunca hergün 1 çay kaşığı yenilecek 3 gün ara verilip tekrar 3 günlük kür olarak uygulanabilir. Ardıç yağı da kabızlık için iyi gelen bir bitki yağıdır.

Kramplar için: Doktor Ömer Coşkun vücutta oluşan kasılma ve kramların B6 vitamini eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. Kramp şikayeti olanlar için yoğurt suyu içmelerini tavsiye etti.

Sinüzit için: Doktor Ömer Coşkun sinüzit hastalığı sinüslerin tıkanması sonucu oluştuğunu belirtti. Nezle grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları yada burun kemiği eğriliği sonucunda oluştuğunu söyledi. Sinüslerin tıkanması sonucunda nefes alma zorlaşır ve beyne yeterli oksijen gitmez buda çeşitli hastalıklara sebep olur şeklinde açıklama yapan doktor Coşkun sinüzit için şu bitkileri önerdi.
*Okaliptus, burun deliklerine birer damla damlatılacak.
*Zencefil, bal ile macun haline getirilip günde bir kaşık yenilecek.
*Andız pekmezi sinüzit için şifalı bitkiler biridir.

Doktor Ömer Coşkun yolculuk sırasında yanımızda bulunması gereken bitkileri açıkladı. Yolculuk ve hava değişikliği sonucu vücudumuzda ki değişimler sonucu oluşabilecek rahatsızlıklarımıza karşı çantamızda bulunması gereken acil şifa bitkilerini şu şekilde sıraladı:
*Ebegümeci, solunum yolları için iyi gelir. 1 bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı demlenip çay olarak içilir.
*Karabaşotu, rahatlatıcı etkisi vardır. Aynı şekilde demlenip çay olarak kullanılır.
*Oğulotu, Sakinleştirici olarak etkilidir. Çay olarak demlenip içilir.
* Bodur otu, bağırsaklar için çok faydalıdır.

Hamile kalmak için: 1 litre kaynayan suya 3 yemek kaşığı 40 kilit otu koyulup 5 dakika kaynatılıp, kapattıktan sonra içine 1 kaşık civanperçemi koyulacak, ılıyınca bir leğene dökülüp oturma banyosu yapılacak. 20 dakika boyunca hiç kalkmadan oturulacak.
Ayrıca şu çaylar takviye olarak içilecek: Buğday özü, ebegümeci çayı, hayit suyu, aslanpençesi bitkileri 1 bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı koyulup 5 dakika demlenerek sabah, öğle ve akşam günde 3 öğün sırayla içilecektir.

Unutkanlık için: Havuç suyu taze sıkılıp içine 1 tatlı kaşığı çörekotu yağı yada zeytinyağı katılarak akşamları bir bardak içilecek. Ayrıca ceviz çok faydalıdır. Biberiye çayıda unutkanlık için etkili bir çaydır. 1 bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı demlenerek içilir. Daha ağır bir unutkanlık durumu varsa alzeimer gibi ginko bloba hergün bir tablet alınmalıdır.

aşk-ı memnu modası ve kıyafetleri

**Son aylarda televizyonların izlenme rekorları kıran dizisi Aşk-ı Memnu'nun kahramanlarının giydiği kıyafetler, taktığı takılar yeni bir pazar yarattı. Beren Saat'in canlandırdığı Bihter'in kullandığı makyaj ürünleri, kıyafetler ve takılara büyük bir ilgi olduğundan aşk-ı memnu modası ortaya çıktı.

**Perşembe akşamı yayınlanan diziyi izleyenler kıyafetten, takıya, makyaj ürünlerinden, ayakkabıya kadar oyuncuların kullandığı ürünleri bulmak cuma sabahı mağazaların yolunu tutuyor.
moda32
Çok izlenen dizinin ilgi çeken modası...
**Aşk-ı Memnu dizisinde Bihter, Firdevs ve Peyker karakterlerinin kullandığı takılardan bir kısmı ise Bee Goddess markasına ait. Ece Şirin tarafından geçen yıl açılan Tılsım Mücevher tarafından üretilen Bee Goddess marka pırlantalı ürünlerin fiyat aralığı 170 dolar ile 28 bin dolar arasında değişiyor. Kate Moss, Donna Karan, Paris Hilton,Kevin Costner, Patricia Field, Kylie Minogue gibi isimlerin kullandığı Bee Goddess'ın dizide daha çok pırlanta ürünleri kullanılıyor.


**Beren Saat'in canlandırdığı Bihter'in kullandığı makyaj ürünlerinin ve takıların izini süren tüketiciler M.A.C ve Bee Goddess'un yolunu tutarken, ayakkabı tutkunları ise Sertaç Delibaş'ın koleksiyonlarına yakın ilgi gösteriyor. Dizinin Adnan ve Bihter çiftiyle, Behlül karakterlerinin yatak odalarını süsleyen Linens ise gelen talep karşında sitesinde yeni bir kategori daha açmış Aşk-ı Memnu modası...
moda35
**Aşk-ı Memnu dizisinin çanta ve giyim sağlayıcıları arasında Türkiye'de Eren Holding tarafından temsil edilen Lacoste ve Burberyy markaları bulunuyor. Dizide Lacoste Selçuk Yöntem'in canlandırdığı Adnan karakterini giydirirken, Burberyy ise Bihter'in çantalarını sağlıyor.

**Bihter'in kullandığı ayakkabılarda imzası olan Sertaç Delibaş ise daha çok özel koleksiyonlar yaratıp butik üretim yapıyor. Dizi için hazırladığı koleksiyonlardan bir grup yolladıklarını ve bu ayakkabıların çekimlere göre kullanıldığını ifade eden Sertaç Delibaş, "Bihter ve Peyker'in ayakkabılarının sponsoruyuz. Ayakkabılarımız haftada 4-5 çift kullanılıyor. Aşk-ı Memnu bir marka dizisi ve trend yaratma gücü var. İnsanlar dizide gördükler herhangi bir aksesuarın peşine düşebiliyor. Teşvikiye'de yer alan showrooma Bihter'in ayakkabıları için pekçok bayan alışveriş için akın ediyor.
**Aşk-ı Memnu dizisinin makyaj malzemelerinin sponsorluğunu yürüten M.A.C ürünleri de dizide kullanılan diğer markalar gibi kadınların ilgi odağında. Türkiye'de İstanbul ve Ankara'da satış mağazası olan maraknın diğer illerdende talep gördüğünü söylüyor.
Bihter'in pırlanta kolyeleri revaçta

moda34
**Bihter'in kıyafetleri hangi modacının?
Giyim meraklıları tasarımlarının peşinde Dizide Bihter'in kıyafetlerini yakından takip edenler modacısını arar oldu. Bihter'in en çok beğeni toplayan aksesuarlarından biri olan kıyafetleri Arzu Kaprol'ün elinden çıkıyor. Arzu Kaprol markası sadece Bihter'in kıyafetlerin de değil, Linens mağazalarınsa satışa sunulan Arzu Kaprol Home serisiyle Behlül'ün yatak odasında da yer alıyor.

13 Mayıs 2010 Perşembe

kadınlara göre erkekler

Erkekler hakkında biraz araştırma yaptım. Kim ne düşünüyor, genelde erkekler hakkında fikirleri nelerdir? Bir erkek olarak bu araştırmayı yaparken de gayet tarafsız olmaya çalıştım (Ne kadar olabildiysem) ama bulduğum ve hemen hemen herkesin ortak görüşü olan bu maddelere ne kadar katılırsınız bilmem ama bence doğru tespitler.

Kadın gözüyle erkekler böyledir. Sizce?

İyi adamlar çirkindir.

Yakışıklı adamlar iyi değildir.

Yakışıklı ve iyi adamlar eşcinseldir.

Yakışıklı, iyi ve heteroseksuel adamlar evlidir.

Çok yakışıklı olmayan ama iyi olan adamların parası yoktur.

Parası olan, çok yakışıklı olmayan ama iyi adamlar, bizim onların parası peşinde olduğumuzu düşünür.

Yakışıklı ama parasız adamlar bizim paramızın peşindedir.

Parası olan, çok iyi olmayan ama nasılsa heteroseksüel olan adamlar bizim yeterince güzel olmadığımızı düşünür.

Bizim güzel olduğumuzu düşünen heteroseksuel, biraz iyi ve parası olan adamlar korkaktır.

Biraz yakışıklı, biraz iyi, bir miktar parası olan ve heteroseksuel adamlar utangaçtır ve asla ilk hareketi yapmazlar.

Asla ilk hareketi yapmayan adamlar, insiyatifi biz ele aldığımızda otomatik olarak bize ilgisini kaybeder

adet kanaması neden olur

ADET KANAMASI NEDEN OLUR ?
Progesteron endometrium adı verilen rahmin iç tabakasının kalınlığını arttırır. Premenstrual sendroma da neden olan bu hormon duygusal değişikliklere ve ciltte bozukluklara neden olur.21–28.Gün; Progesteron ve östrojen yüksekliği devam eder. Bunlar göğüslerde ağrı ve hassasiyete, vücutta şişliğe, belli gıdalara karşı aşırı istek duyulmasına neden olur.

Tuzlu gıdalar yendiğinde şişlik artar. Yumurta döllenmediği zaman gebelik oluşmaz, progesteron ve östrojen düzeyi azalır ve adet kanaması başlar Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.1. Gün; Adet kanaması başlar. Miktarı önemli olmamakla birlikte kanamanın başladığı ilk gün siklusun 1. günü olarak sayılır. Kanama genellikle 28 günde bir görülür. Bu dönemde yumurtalıklardan salınan yumurta döllenmediği taktirde rahmin iç tabakası ile beraber atılır.

Adet kanamasının başladığı ilk gün sancılı geçebilir.

2– 5. Gün; Kanama giderek azalır.

6. Gün; Kanama durur, bu arada yumurtalıktaki folikül adı verilen kese içinde bulunan yumurta büyümeye devam eder.

7–12. Gün; Yumurtayı içinde bulunduran kesecik büyür ve östrojen üretimi devam eder. Rahmin iç tabakası giderek kalınlaşır.

13–14.Gün; Ovulasyon (yumurtlama), olgunluğa erişen yumurtanın yumurtalıklardan salınmasıdır. Bu dönemde cinsel ilişkide bulunulursa gebelik gerçekleşebilir. Yumurtlamanın gerçekleştiği günlerde karnın alt kısmında ve kasıklarda hafif ağrı olabilir.

Çok az kanamanın da görülebildiği bu günlerde vücut ısısı artar.Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır.

Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir.

Adet kanaması 9-16 yaşları arasında başlar.

1–14.Gün; Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir.

15–28. Gün; Adet siklusunun ikinci yarısında yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır. Progesteronun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır.

15–18.Gün; Yumurtalıklardan salınan yumurta tüpler aracılığı ile rahme gelir. Bu arada östrojen düzeyi düşmeye başlar ve yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salınır.

19–20.Gün; Rahim gebeliğe hazırdır.

menapoz dönemi rejimi

Diyetisyen Dr.Gürkan Kubilayın, bu seferki diye önerisi, Menapoz dönemindeki hanımlar için. Bilindiği gibi, menapoz dönemi oldukça sıkıntılı bir dönemdir ve vücut sistemleri eskisi gibi çalışmadığından, hızlı bir kilo artışı görülebilir. Bu durumu önlemek için, Dr gürkan Kubilayın önerilerine kulak verin. Gürkan Kubilaya göre sabah kahvaltısı, sabah 07,30-08.00 arası, Öğlen yemeği, 12.00-13.00 arası ve akşam yeği, 19.30-20.30 arasında yenmesi gerekiyor.

Gürkan Kubilayın bir hatırlatmasını sizlere hemen aktaralım. Gürkan Beye göre herkes kendine özel diyet yapabilir. Bu kuralı göz önüne alarak, 7 gün uygulanması gereken diyetin, sadece bir bölümünü, Gürkan :Kubilayın ağzından sizlere aktarıyoruz. Artık diyetimize geçebiliriz.

1. GÜN

SABAH :
1 bardak taze sıkılmış portakal suyu,
5 adet bisküvi,
bir dilim peynir
ARA ÖĞÜN (KUŞLUK VAKTİNDE ) : 1 bardak süt

ÖĞLEN :
Karışık sebze (Ispanak,havuç,enginar gibi ) salatası,
2 adet köfte,
1 adet meyve,
1 dilim kepek ekmek
ARA ÖĞÜN : Bir dilim meyve, mümkünse ananas

AKŞAM :
1 porsiyon kahverengi pirinçten yapılmış pirinç pilavı,
1 porsiyon yoğurtlu bürüksel lahanası,
1 adet meyve

ARA ÖĞÜN : 1 avuç sarı leblebi

2. GÜN

SABAH :1 bardak taze sıkılmış elma suyu,
3 adet bisküvi,
Domates,
1 dilim peynir
1 dilim çavdar ekmeği

ARA ÖĞÜN : Bir dilim meyve, mümkünse ananas

ÖĞLEN :
1 porsiyon çorba, tercihen sebze çorbası
Salata,
1 dilim kepek ekmek
ARA ÖĞÜN : Meyveli yoğurt (3-4 kaşık yaklaşık 1 bardak kadar)

AKŞAM : Balık ızgara yada buğulama (100 gr mı geçmeyecek)
1 porsiyon haşlanmış taze fasulye,
1 dilim tam buğday unundan yapılmış ekmek

ARA ÖĞÜN : Bir bardak süt

Yukarıda verilmiş olan besinlerden bazıları, yağ yakmaya yardımcı olduğundan dolayı, diyet yapmanızda da sizlere yardımcı olacaktır.

güzellik tiyoları daha güzel olabilirsiniz

Güzel görünmemizi engelleyecek her durum çoğu zaman bizi sinir eder. Sivilceler, selülitler, şekil almayan saçlar… Aslında hepsiyle başa çıkmak mümkün. Yeter ki ümitsizliğe kapılma, değiştirmek için çaba harca

Sivilceler

Sırf sivilceleri yüzünden hoşlandığı çocuğa ilgisini belli edemeyen bir arkadaşım vardı. Bu haliyle kimsenin ondan hoşlanmayacağını sanırdı. “Görmüyor musun, onun da sivilceleri var ve sen ondan hoşlanıyorsun” desem de fayda etmezdi. Ama diğer yandan bu durumu değiştirmek için çaba da sarf etmezdi. Tıpkı arkadaşım gibi, kendimizi sivilcelerden, çilerden ya da benlerden ibaret hissettiğimizde, etrafımızdakilerin de bizi bu şekilde algılayacaklarını düşünmemiz kaçınılmaz olur.

Çözüm

1-Sivilce, siyah nokta, leke, ben… Sorun her ne ise “onun üstesinden nasıl gelirim”in cevabını ara. Bu konuda yapılacak en doğru hareket, bir dermatologa başvurmak. Böylece cildini daha iyi tanıyacak, uzman tavsiyesiyle kullanacağın ürünler sayesinde sorununla çok daha kolay başa çıkabileceksin.

2-Sabırlı olmak, sorununun üstesinden gelmenin birinci kuralı! Örneğin hafta boyu el sürmediğin sivilcelerini, dayanamayıp “geçmiyor” diye yolmaya başlarsan, iyileşme sürecini engellemiş olursun.

Boy kısalığı

Özellikle kısa boylu olmak, biz kızların en büyük takıntısı. 1.70′i geçmedikçe boy uzunluğumuzu yeterli görmüyoruz. Oysa kabul etmeliyiz ki, regl olana kadar süren hızlı büyüme süreci, regl sonrasında yavaşlıyor. Ve bundan sonra genlerimizin el verdiği ölçüde boyumuz uzuyor.

Çözüm

1-Genelde kapalı ve açık kırıklarda, kol ve bacak eğriliklerinin düzeltilmesinde kullanılan “İlizarov Tekniğinden, günümüzde boy uzatmada da yararlanılıyor. Ancak bu, ciddi ve zorlu bîr cerrahi işlem. Sence, buna değer mi?
Konu ile ilgili daha fazla bilgi İçin tıkla: www. ilizarov.com

2-Lise 2′de boyu ancak 1.50 cm civarında olan bir arkadaşım vardı. Sınıfımızın en en kısası olmasına rağmen, içimizde en neşeli de oydu. Okulun folklor, tiyatro gibi tüm aktivitelerine katılır, hiçbir faaliyeti kaçırmazdı. Biz, sivilce, siyah nokta gibi kızsal sorunlarımızdan söz ederken, o yanımıza gelir, “Boş verin şimdi bunları, 2 C’ye gelen yakışıklıyı gördünüz mü? diye ilgimizi başka yöne çekerdi. yani bedeninizle barışık olun. Bu konuda psikologlarda beden imajımızı sevdiğimiz zamansorunların üstesinden gelebileceğimizi söylüyorlar.

Saçlar

Sabah okula gitmeden evde, okula gidince tuvalette, ayna karşısında saçımıza şekil vermek için harcadığımız zaman hiç de az değildir. saçları kıvırcık olanlar kabarması ve elektriklenmesinden, saçları düz olanlar kafalarına yapışık durması ve cansız görünmesinden şikayet ederler. Ve genelde kıvırcık saçlılar düze, düz saçlılar da kıvırcığa özenirler. Oysa asıl önemli olan, sağlıklı görünen ve kolay şekil alan saçlar değil midir!

Çözüm

1-Saçların şekle girmemesinin en önemli nedeni, nemsizlik, yağlanma, uçlardaki kırıklar gibi saç sorunlarıdır. Bu sorunlardan kurtulmak için saç problemlerinin ne olduğunu tespit edip uygun ürünleri seçmelisin.
2-Kıvırcık saçlar için bukleleri canlandıran, düz saçlar için pürüzsüz düzlük sağlayan ürünler ile artık onları şekle sokmak çok daha kolay.

Kilolar

3, 5, 8, 15, 20… Vermek istediğimiz kilogramlar farklı olsa da kilo sorunu birçoğumuzun başlıca takıntılarından… Ancak bu soruna diğerlerine oranla daha önemli, çünkü hem fazla kilolar hem de onlardan kurtulmak için yapılan kulaktan dolma diyetler, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Çözüm

1-Öncelikle bir diyetisyene başvurmalısın. Özel muayene sonrası sağlık durumumuza, yaşam şeklimize en uygun diyet programını ancak bir diyetisyenden öğrenebiliriz

2-Olması gereken sağlıklı kilonu öğrenmek için, boyundan 107 sayısını çıkart. (Örnek: 1.60 cm boy için, 160 – 107 – 53 kg) Bundan bir iki ki lo fazla ya da az olabilirsin; bu, hiç sorun değil. Ama 5-6 kilo fazla ya da az kilon varsa, buna göre öğünlerini ayarlamalısın.

İşte Diyetisyen Âşkın Yüksel’in, herkesin kolayca uygulayabileceği önerileri:

a-Üç öğün yemek mutlaka yemeli ara öğünler de almalısın. Her öğünde protein, vitamin ve karbonhidrattüketmeli, ara öğünlerde meyve yada havuz, salatalık gibi sebzeleri çiğ yemelisin.

b-Ağzındaki lokmayı en az 25 kez çiğne. Böylece doyma hissini algılayabilirsin.

c-Kilon ve boyun arasındaki orangayet normal, ama sen geniş basenlerinden şikayetçisin. Bu durumda basen bölgeni çalıştıran egzersizler yapmalısın.

d-Her gün bir saat yürü, koş, jimnastik yap; kısacası bol bol hareket et! Kalça, göbek fazlalıkları için özel egzersizler yapmayı da İhmal etme.

e-Her gün en az 2.5 it su İç.

f-Kilonu düzenli olarak takip et. Her hafta tartıl. Eğer gittikçe kilonun arttığını görüyorsan, öğünlerindeki yemek miktarını azalt (dört dilim ekmek yiyorsan, İki dilim yemeye başla), daha fazla hareket et.

Estetik Kaygılar

Burnum kemikli, dudaklarım ince, kulaklarım kepçe… Estetik kaygılarla ilgili sorunlarımız bitmiyor. Fabrikasyon olmadığımız İçin hepimizin yüzünde bize özel, soya çeken, beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz birçok özellik var. Eğer bunlardan birine kafayı takmışsak, vay onun haline! Bu durumda kendimizi sadece kemikli bir burun ya da İnce bir dudak olarak görmek içten bile değildir. Oysa bu tür yaklaşımlardan vazgeçip “çirkin” organımızı, bedenimizin karakteristik özelliği olarak kabul etmek ve bunu artıya çevirmek elimizde. Buna bir de iyi makyaj tekniklerini ekledik mi, kim tutar bizi!

Çözüm

1-Makyaj yapmaya başlamadan önce, yüzünde, beğendiğin ve beğenmediğin yanları düşün. Beğenmediğin yönlerini geri plana atmak için koyu renk pudra ve fondöten kullan. Diğer bölgeleri, açık ya da ten rengi pudra ve fondötenle Ön plana çıkart. Örneğin kemikli bir burnun varsa, kemik üzerine koyu renk fondötenle gölgeleme apabilirsin.

2-İnce dudakların varsa, daha kalın görünmesi için açık renk rujları tercih etmelisin.

3-Küçük gözlerin için, açık ve ışıltılı farları kullanabilirsin.

4- Hiç makyaj yapmadan da dikkat çekebilirsin. Sağlıklı ve pırıl pırıl görünen bir cilt ve havalı saçlarla bunu başarmak mümkün. Tarzına uygun şık kıyafetlerini de üzerine geçirdin mi, olay bitmiştir!

Selülit

Dengesiz beslenme, hareketsizlik, aşırı kafein tüketimi, az su İçme gibi nedenlerle bacak ve kalçalarda oluşan, portakal kabuğu görünümü olarak adlandırılan selülit, özellikle yaz aylarının en büyük kabusu. Bu kabusun sona ermesi tamamen bize bağlı.

Çözüm

1-Fast food tarzı beslenmeyi bırakmalı, abur cubur tabir edilen zararlı atıştırmaları minimuma indirmelisin. En doğrusu bîr diyetisyene başvurup birlikte sana uygun beslenme programını çıkartmak. Ayrıca selülitin en iyi dostu tuzu kendine düşman edinmelisin

2-Günde en az 2 it. su tüketmelisin.

3-Hergün yapacağın hızlı ve tempolu yürüyüşler, dolaşım sistemini harekete geçirecektir.

4-İlk üç maddeye dikkat edip selülit önleyici bakım ürünlerinden de önerilen miktar ve biçimde kullanırsan, sorunundan büyük ölçüde kurtulabilirsin.

abdestbozan otunun faydaları

Abdestbozan otu sanırım, gaz problemlerini çözdüğünden dolayı bu ismi almış. Aslında pek çok faydası olan bu bitki, güzel kokulu çiçek açan ve rutubetli yerlerde yetişen bir bitki. Kök ve yaprak kısımları kullanılan bitkinin faydalarına gelince ;

ABDESTBOZANOTUNUN YARARLARI ;

* Vücuda dinçlik verir.
*Mideyi kuvvetlendirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir.
* Ateşi düşürür.
* Baş ve göğüs ağrılarını dindirir.
* Balgamı söker.
* Boğmaca ve öksürüğe iyi gelir.
* Bademciklerde oluşan şişlikleri indirir.
* Çıbanların olgunlaşmasını hızlandırır.
* Abdestbozanotu kökleri, sinir otu çayına katılırsa iltihap durdurucu etki gösterir.

prof dr ibrahim saraçoğlu ısırgan otu kürü

PROF DR İBRAHİM SARAÇOĞLU’NDAN ISIRGAN OTU KÜRLERİ

Akciğer kanserini önleyici ve tedavi edici Kür;
Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine bir tutam ebegümeci (yaklaşık 4-5 gram) ve bir tutam da ısırgan (yaklaşık 4-5 gram) atınız. Hafif ateşte ağzı kapalı olarak 4 dakika haşlayınız. Ilıdıktan sonra mutlaka süzerek bitkileri ayırınız.

Aç karına sabah ve akşam bir çay bardağı içiniz. Aç karna içtikten en az yirmi dakika sonra yemek yemeye başlanabilir. Önleyici kür olarak haftada 3-4 gün uygulanır ve bir ay devam edilir. Yılda en az iki defa uygulanır.

Kanserli hastalarda ise üç ay boyunca hergün hiç ara vermeden günde bir su bardağı içilerek devam edilir. Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilir ve tekrar 3 ay boyunca bir gün atlayarak bir su bardağı içilir. Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.

Dikkat:
Her iki bitkinin de aynı şartlarda kullanılması gerekir. Ya her ikisi de kurutulmuş veya her ikisi de taze olarak kullanılmak zorundadır. Birini taze olarak, diğerini kurutulmuş olarak kesinlikle kullanmayınız.

Kullanma aşağıdaki şekilde olmalıdır:
-Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna
-İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna
-Üçüncü hafta üç gün arayla, sabah ve akşam aç karna
-Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna
-Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

Romatizma ağrılarına karşı KÜR;
Çok az suda 5 dakika haşlayarak lapası yapılır. Hazırlanmış olan bu ısırgan lâpası çok sıcak olmamak şartıyla tülbente sarılarak romatizma ağrısının olduğu bölgenin üzerine konularak onbeş dakika etki ettirilir. Haftada 2-3defa uygulanır.

kaynak:SEDA SAYAN